BTS

BTS

Pazartesi, 15 Ocak 2018 14:44

KESK ve TTB’nin çağrısıyla 14 Ocak pazar günü İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda buluşan binler, “OHAL değil Demokrasi” dedi. Mitingde özgür, demokratik, adil ve barış içinde bir ülkede yaşamak için birlikte mücadele çağrısı yapıldı.

Bakırköy Dikilitaş’tan, “OHAL’e hayır, ekmek, adalet, özgürlük”, “OHAL/KHK düzenine teslim olmayacağız; birleşelim, örgütlenelim, kazanalım”, “OHAL’de neler oldu?; Bütçe görüşmeleri OHAL koşullarında gerçekleşti, Müfredat ve protokollerle eğitim dinselleşti, 157 gazeteci tutuklandı, Kadro bekleyen yüzlerce emekçi kadro dışı bırakıldı, Varlık fonu doğrudan Saray’a bağlandı, en az beş grev ertelendi”, “OHAL kalldırılsın KHK’ler iptal edilsin”, “Ekmek ve hürriyet için işgal, grev, direniş” “OHAL’de işçi cinayetlerine, hak gasplarına karşı direniyoruz”, “OHAL kaldırılsın, özgürlük istiyoruz” yazılı pankartlarla Özgürlük Meydanı’na yüründü.

Sendikamız Genel Başkanı Hasan Bektaş ile Merkez Yürütme Kurulu üyeleri ve İstanbul Şubelerimizden üye ve yöneticilerinin katıldığı mitingde yürüyüş boyunca sık sık, “OHAL değil, demokrasi”, “KHK’ler gidecek, biz kalacağız”, “Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Nuriye-Semih onurumuzdur” ve “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

Pazartesi, 15 Ocak 2018 10:18
Pazartesi, 15 Ocak 2018 10:06

BTS Malatya-Diyarbakır Yardımlaşma Sandığı 6.Kongresi 21 OCAK 2018 Tarihinde BTS Diyarbakır Şube Binasında saat 10.00’da yapılacaktır.

Tüm üyelerimize duyurulur.

Pazartesi, 15 Ocak 2018 10:04

BTS Malatya-Diyarbakır Yardımlaşma Sandığı 6.Kongresi 21 OCAK 2018 Tarihinde BTS Diyarbakır Şube Binasında saat 10.00’da yapılacaktır.

Tüm üyelerimize duyurulur.

Cuma, 12 Ocak 2018 12:15

İSTANBUL 1 NOLU ŞUBE

 12.01.2018

BASINA ve KAMUOYUNA

 

Ne yazık ki, elim bir olay nedeniyle yeniden karşınızdayız. Çalışanları olduğumuz demiryolu teşkilatının Edirne Elektrifikasyon Şefliğinde görevli işçi arkadaşımız Gültekin ULUS 11.01.2018 tarihinde saat 15;30’da Kırklareli İline bağlı Büyükmandıra beldesinde yer alan TCDD’ye ait trafo merkezinde çalışma yaparken yüksek gerilime kapılmış ve akabinde ağır şekilde yaralanmış olup Edirne Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesinde yoğun bakımda tedavisi devam etmektedir.

Yüreklerimizi dağlayan bu acı olay, iş güvenliğine, çalışma yaşamındaki mevzuata uyma konusunda ülke olarak ne kadar geri kaldığımızı hatta her geçen gün daha da gerilediğimizi bir kez daha göstermiştir.

Bu tip işyerlerinde çalışan personelin muhatap olduğu enerji 154.000 Volt olup, personel; izinsiz, yetkisiz ve yüksek gerilim ehliyeti yani EKAT adlı belgesi olmadan buralara giremeyeceği gibi asla çalışma yapamaz, çalışmalara da katılamaz.

Yıllar önce sendikamızın da takipçisi olduğu bu konuda, 19 Mart 2010 tarihinde yani bundan 8 yıl önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bir karar vererek, daha doğrusu devam eden bir tartışmaya son vererek; 1000 Volt ve üzeri voltaja tabi işyerlerinde çalışan tüm personelin mutlak suretle “Kuvvetli Akım Tesislerinde Yüksek Gerilim Altında Çalışma İzin Belgesi” olan EKAT belgesi alması gerektiğine hükmetmiş, bu konuda demiryollarının bir istisnaya asla tabi olmayacağını net bir şekilde vurgulamıştır.

Bu karar üzerine demiryollarında yıllar yılı aldırılmayan EKAT belgesinin personel tarafından alınması için TEDAŞ ve TEİDAŞ Genel Müdürlüklerince verilen EKAT kurslarına, muhatap tüm personel gönderilmeye başlanmıştır.

Ancak hangi akla hizmet ettiğini bilmediğimiz bazı yöneticiler devreye girerek, sırf bu EKAT belgesinin aldırılmaması için kulis yapmış ve 21 Mart 2016 tarihinde TCDD Genel Müdürlüğü tarafından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yazı yazılarak, demiryollarının EKAT belgesi kapsamında olup olmadığı hakkında görüş istenmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ise yazdığı yazıda, böyle bir yorum yapılabileceğini belirtmiş ancak ilgili Elektrik Kuvvetli Akım Tesisler Yönetmeliğinin AMİR olduğunun da altını çizmiştir.

Bu yazıyı kendince “EKAT belgesi alma zorunluğunun olmadığı” yönünde yanlış ve keyfi yorumlayan bazı TCDD bürokratları ve yöneticilerinin çabalarıyla, 2 yıl önce EKAT kurslarına personel gönderme işlemi durdurulmuştur.

Bu acı olayın kurbanı olan Gültekin Ulus arkadaşımızın EKAT belgesi bulunmamaktadır. Yine başında görevli olan 2.derecede amir konumundaki Tesisler Sürveyanı Saim Şahin‘in EKAT belgesi olup olmadığı yönünde net bir bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca 1.derecede sorumlu olan işyeri amiri Tesisler Şefi Hüseyin Fırtın’ın da EKAT belgesi olup olmadığı bilinmemektedir.

Bakanlığın 19 Mart 2010 tarihli yazısında da belirttiği üzere, bu tip işyerlerinde en az 1(bir) elektrik mühendisinin olması zorunlu olmasına rağmen bu tip işyerlerinde elektrik mühendisi bulunmamakta, yada bu tip çalışmalarda görevlendirilmemektedirler.

Olayın başka ve en önemli yönü ise, olayın olduğu yerin Trafo Merkezi olmasıdır. Trafo merkezleri aslen 154.000 Volt enerjiye tabi olup, en düşük voltaj 27.500 Volt’tur. Bu yerlerle ilgili olarak 5 sene öncesine kadar Trafo Şeflikleri ve bu şefliklerin alanında uzmanlaşmış personel vardı. Yine aynı şekilde, elektrikli demiryolu hattında çalışan elektrikli lokomotiflerin enerji aldığı/kullandığı “katener” olarak adlandırılan hatlar var olup, 27.500-30.000 Volt arasındaki gerilimin olduğu bu yerlerin her türlü bakım ve onarımına Katener Şeflikleri adlı şeflikler ve bunların uzmanlaşmış personeli bakıyordu. Bu yüksek gerilim hatlarının merkezden kumandasını da belirli coğrafik merkezlerdeki Telekomand Şeflikleri yapıyordu.

Ancak bundan yaklaşık 5 sene önce TCDD’nin Yeniden Yapılanması adlı tasfiye programı çerçevesinde, bu 3 ayrı iş ve işyeri birleştirilerek ve elektrik işleri adlı şeflikler de eklenerek Elektrifikasyon Şeflikleri adı altında toplandı.

Böylelikle 4 ayrı şeflikteki birbirinden farklı voltaj grupları ve işten sorumlu personel, birdenbire 220 Volltan 150.000 Volta kadar değişen ayrı voltaj grupları ve ekipmandan sorumlu kılındı. Böylelikle farklı alan, iş ve gerilimde uzmanlaşan personelin, olası iş kazalarına maruz kalmasına davetiye çıkartıldı. Bu konuda sendikamızca Danıştay’da açılan dava kazanılmasına ve birleştirmelerle ilgili 480 nolu genel emir iptal edilmesine rağmen, TCDD Genel Müdürlüğü bu kararı uygulamadı ve eski işyerlerini yeniden açmadı.

Ve dün 11 Ocak 2018 tarihinde beklenen acı olay karşımıza çıktı. Ağır yaralanan meslektaşımız Gültekin Ulus, aslen Kaneter Şefliği kökenli bir işçi arkadaşımızdı ve doğal olarak trafo merkezlerinden ve işlerinden anlaması mümkün değildi. Zaten EKAT belgesinin de olmadığı gibi mezun olduğu okul nedeni ile de EKAT belgesi almak için eğitime katılma şartlarını taşımamaktadır.

Bu acı olay, bu işyeri birleştirmelerinin ne kadar yanlış olduğunu gösterdiği gibi, olayın arkasındaki başka soru işaretlerini de gündeme getirmiştir: Bunlar;

1-Olay günü günü Büyükmandıra Trafo Merkezinde bakım çalışması yapılmakta ve bunu özel bir firma yapmaktadır. Bu durumda, neden bu arkadaşımız refakatçi yada sorumlu yada yetkili olmadığı halde buraya götürülmüştür?

2-Günlük/haftalık çalışma programında yapılacak iş, kimin icra edeceği ve kimin refakatçi olacağı yazılı iken, neden bu arkadaşımız refakatçi olmadığı halde buraya götürülmüştür?

3-Şirketin yapması gereken bir iş için neden bu arkadaşımızın trafo merkezindeki direklere çıkmasına izin verilmiştir?

4-Bakım çalışmasını yapan TCDD olmasına rağmen özel firma çalışanlarının olay mahallinde bulunma neden anlaşılamamıştır. Acaba ağır yaralanan Gültekin Ulus özel şirketin işini yaparken mi iş kazası geçirmiştir? Çalışma alanında gerekli tüm önlemleri almışlar mıdır? İş güvenliği ile ilgili kuralların hangileri uygulanmıştır? Koruyucu malzemeler tam olarak kullanılmış mıdır? İşe başlamadan önce iş emniyet planı hazırlanmış mıdır.? İşçiye elektrik kesilmediği halde direğe çıkması için emri kim vermiştir?

5-Bu personellerin yetkileri, ehliyetleri, bilgi ve birikimleri ile EKAT belgeleri olmamasına rağmen, bu trafo merkezlerine girmeye zorlanmalarında kimlerin sorumluluğu vardır?

Bu sorular ile cevapları önemlidir ve süratle araştırılmalıdır. Trafo, Katener, Telekomand ve Elektrik İşleri gibi birbirinden ayrı işyeri ve işinin birleştirilmesinin ne kadar tehlikeli olduğu bu acı olayla bir kez daha görülmüştür.

Ancak bu olay ve öncesindeki diğer olaylardan ders almayan TCDD yöneticileri, geçtiğimiz yıl, içinde bu işyerlerinin de yer aldığı Tesisler ve Yol Dairelerini birleştirip, “Demiryolu Bakım Dairesi” ve bağlı taşra teşkilatını kurmuşlardır. Ve içinde bulunduğumuz bugünlerde; Elektrifikasyon Şefliği (4 ayrı işyeri ve alandan oluşan), Sinyalizasyon ve Haberleşme Şefliği(15 ayrı işyeri ve alandan oluşan), GSM-R Şefliği(13 ayrı işyeri ve alandan oluşan) işyerleri ile işlerinden ve ayrı bilim, teknik ve mühendislik alanlarından Tesisler Şef Yardımcısı, Tesisler Sürveyanı, Mühendis, Tekniker, Teknisyen ünvanlı personelleri sorumlu tutmaya, böylelikle toplamda 20 ayrı işyeri işini “bir personele” yaptırmaya çalışmaktadırlar. Bu da yetmezmiş gibi, bu personeli yol tamiri konusunda da sorumlu kılmaya çalışmaktadırlar. Bunun altyapısını oluşturmak için de 105 nolu genel emir taslağı hazırlanmış durumdadır.

Bu durum demiryolu yönetiminin yanlış politikaları ve uygulamalarının iflas ettiğinin acı bir göstergesidir. Ve yol yakınken TCDD yönetimi ve ilgili bakanlık bürokratları “bu acı olaydan” ders çıkartarak, bu fiyaskoya son vermeli, işyeri birleştirmelerinden vazgeçmelidirler. Aynı zamanda bu konudaki yanlış ve hukuksuz mevzuat yada taslakları geri çekilmeli/iptal edilmelidir. Bu tip acı olayların yaşanmaması için, EKAT kurslarına ilgili tüm personelin gitmesi sağlanmalı, bu tip işyerleri için Elektrik Mühendisi kadrosu ihdas edilmelidir.

Aksi taktirde, bu tip yaralanmalı/ölümlü iş kazaları, bu ve diğer tüm işyerlerinde hızla artarak devam edecektir. Bu yanlış politika, demiryolu işletmecilik ve iş/işyeri güvenliğini de sıfıra indirmiştir/indirecektir.

Konu hakkındaki yaptığımız bu açıklama, adli ve idari anlamda suç duyurusu niteliğini de taşımakta olup, bu olayların yaşanmasına neden olan, mevzuat açıkları yaratan, çalışanları bilmedikleri işleri yapmaya zorlayan, mevzuat dışı emirlerle iş yürüten, bu konuda kanunlara uygun uygulama yapmaktan kaçınanlar hakkında adli ve idari işlem ivedilikle başlatılmalı ve sorumluluğu olanlar cezalandırılmalıdır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

                                        BİRLEŞİK TAŞIMACILIK ÇALIŞANLARI SENDİKASI

                                               İSTANBUL 1 NOLU ŞUBE YÖNETİM KURULU

Perşembe, 11 Ocak 2018 12:15

10 Ekim Ankara Katliamında yaşamını yitirenleri katliamın 27. Ayında Ankara Gar önünde andık. Ankara Gar önünde yapılan anmaya Sendikamızdan da Genel Merkez yöneticilerimiz, Ankara Şube Yürütme Kurulu üyeleri ile Şube üyeleri katıldı.

10 Ekim Ankara Katliamında yaralanan ve hayatını kaybedenlerin yakınlarının kurduğu 10 Ekim Barış ve Demokrasi Derneği (10 Ekim- Der) tarafından düzenlenen anmada konuşan 10 Ekim-Der Başkanı ve aynı zamanda sendikamız avukatı olan Mehtap Sakinci Coşgun, “Bu ülkede yurttaş olmak, takvimi cinayetlerle bezenmiş bir coğrafyanın havasını solumaktır” dedi. Barış taleplerinin IŞİD'li 2 canlı bomba tarafından boğulmaya çalışıldığını ifade eden Coşgun, “Türkiye tarihinin en büyük katliamı yapıldı. Yetmedi 'bir nefesin bir can kurtardığı yerde' güvenlik güçleri nefes almayı kısıtlayan, ilk yardımı engelleyen biber gazı ile müdahale etti. Daha önce Diyarbakır ve Suruç’a düşen bu acı, Ankara’da bizim gönlümüze ateş düşürdü, Antep’te bir düğün yerinde çoğu çocuk olan kitleyi hedef aldı” diye konuştu. 

Coşgun, 10 Ekim Katliamı başta olmak üzere benzer katliamlarda sadece tetikçilerin değil, tüm sorumluların yargılanması gerektiğini belirterek kamu görevlilerinin de yargılanması talebini tekrarladı. Ayrıca katliamın gerçekleştiği Ankara Garı önündeki meydanın adının "10 Ekim Emek Barış ve Demokrasi" meydanı olarak değiştirilmesini ve 10 Ekim'in taleplerine uyumlu bir anıt yapılmasını isteyen Coşgun, "Başta Ankara olmak üzere birçok ilde 10 Ekim Anması yaptırılmamaktadır. 10 Ekim 2015’te kamusal sorumluluğunu yerine getirmeyenler 42 ile gönderdiğimiz cenazelerimizi yıl dönümlerinde anmamıza bile izin vermemektedir. İki yıldır Ankara’da 10 Ekim günü anma programımıza güvenlik güçlerince saldırı düzenlenmektedir. 2017 10 Ekiminde kapalı alanda dahi 10 Ekim Anması yaptırılmamıştır. 10 Ekim 2018’de ve sonraki yıllarda da biz Ankara Garında olacağız. Aynı şekilde her ayın 10’unda Ankara Gar meydanında 'bu karanlığa teslim olmadığımızı göstermek' ve yitirdiğimiz canlarımızın anısına ve sözüne sahip çıkmak amacıyla basın açıklaması yapıyoruz. 10 Ekim'den bu yana günbegün barış ve demokrasisini yitiren ülkemizde, adalet talep etmek en önemli öncelik olmuştur. Adalet yoksa barış, emeğin hakkı ve demokratik mücadele de yoktur” dedi. 

Bu hafta yapılan anmada, 10 Ekim Katliamında ağır yaralanmış, daha sonra görüntüleri izlerken kalp krizi geçirmiş ve 22 Aralık 2017 tarihinde hayatını kaybeden Ağa Bayar’da anıldı.

 

FOTOĞRAFLARLA B|T|S|



29 ARALIK 2015 GREVİ SAVUNMA ÖRNEĞİ (Üye Olanlar için)

29 ARALIK 2015 GREVİ SAVUNMA ÖRNEĞİ (Üye olmayanlar için)

 12-13 EKİM SAVUNMA ÖRNEĞİ | ÜYELERİMİZ İÇİN SAVUNMA ÖRNEĞİ - İNDİRMEK TIKLAYINIZ

12-13 EKİM SAVUNMA ÖRNEĞİ |  ÜYE OLMAYANLAR İÇİN SAVUNMA ÖRNEĞİ - İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

BTS KADIN KOMİSYONU'NDAN

BT|S| YAYINLAR