Emek Haberleri

Emek Haberleri (40)

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'nin Eylül 2017 iş cinayetleri raporu yayımlandı. Rapora göre geçtiğimiz Eylül ayında en az 147 işçi, çeşitli iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Yılın ilk dokuz ayında ölen işçi sayısı ise en az bin 485 oldu.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'nin Eylül 2017 iş cinayetleri raporu yayımlandı. Rapora göre geçtiğimiz Eylül ayında en az 147 işçi, çeşitli iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Yılın ilk dokuz ayında ölen işçi sayısı ise en az bin 485 oldu. 

“Taksim’e çağırmak değil, 1 Mayıs’ı engellemek suçtur!” 2014 yılında Taksim’de yapılan 1 Mayıs yürüyüşü nedeniyle haklarında dava açan DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin genel başkan ve yöneticileri, “1 Mayıs’ta Taksim’e çağırmak değil, 1 Mayıs’ı engellemek suçtur. Taksim 1 Mayıs alanıdır yargılanamaz” dedi.

2014 1 Mayıs’ıyla ilgili DİSK Genel Başkanı Kani Beko, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ve dönemin TTB Merkez Konseyi Başkanı Ahmet Özdemir Aktan hakkında İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Emek ve meslek örgütlerinin yöneticileri, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ederek “Halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırtma” ile suçlanıyor.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, bugün (26 Ocak) DİSK Genel Merkezi’nde yaptıkları bir basın toplantısı ile davaya ilişkin gelişmeleri aktararak 6’ta görülecek olan duruşmaya çağrı yaptı.

Taksim 1 Mayıs alanıdır, yargılanamaz!

Basın toplantısında konuşan DİSK Genel Başkanı Beko, “1 Mayıs 2014, Dünya’nın dört bir yanında dayanışmayla kutlandı. Biz de İstanbul’da emekçilerle, emekten yana dostlarımızla Şişli ve Beşiktaş’ta bir araya gelerek Taksim’e yürümek istedik. Ancak yürüyüşe geçmeden önce devlet terörüyle karşılaştık. Sabah bize yapılan saldırıda bazı arkadaşlarımızın kolu kırıldı, bazı arkadaşlarımız yaralandı, yüzlerce kişi gözaltına alındı. Hükümetin milisleri gaz bombalarıyla, TOMA’larla bize saldırdılar. Sonra da sanki bunların hepsini hiç yapmamışlar gibi bize dava açtılar” diye konuştu.

Sendika ve meslek odaları adına ortak açıklama yapan Beko her yıl daha fazla katılımla, daha büyük coşkuyla gerçekleşen Taksim 1 Mayıs’ının iktidarı rahatsız ettiğini ve 2012’deki devasa kutlamanın ardından 2013’te saldırıların başladığı ifade edilen açıklamada asıl suçlunun Taksim’i yasaklayan AKP olduğu belirtildi:

“AKP hükümeti tüm mahkeme kararlarına ve üç yıl boyunca hiçbir olumsuz durum yaşanmamasına rağmen 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklayarak suç işlemiştir. İşçileri, emekçileri 1 Mayıs’ta Taksim’e çağırmak değil bunu engellemek suçtur.”

‘Fermanı yırtmaya gidiyoruz’

6 Şubat’ta görülecek davaya, tüm işçi ve emekçiler adına padişahın fermanını yargılamaya gideceklerini belirten Beko, “6 Şubat’ta emekçiler faşizmi yargılayacak. Tüm işçileri, emekçileri, mühendisleri, hekimleri, hukukçuları, emek dostlarını, 1 Mayıs’ta Taksim’e omuz omuza yürüdüğümüz tüm dostları bu fermanı yırtmaya çağırıyoruz” diye konuştu:

“Bu fermana karşı bizler kendimizi değil davamızı savunmak için orada olacağız. Bu fermana karşı savunma yapmaya değil milyonlarca işçi ve emekçi adına bu fermanı yargılamaya gidiyoruz. Gelin AKP faşizmini hep beraber yargılayalım. Tüm işçileri, emekçileri, mühendisleri, hekimleri, hukukçuları, emek dostlarını, 1 Mayıs’ta Taksim’e omuz omuza yürüdüğümüz tüm dostlarımızı bu fermanı yırtmaya çağırıyoruz.”

Sendika.Org
26 Ocak 2015

Çarşamba, 28 Ocak 2015 09:53

Sütaş işçileri için işe iade kararı

Yazan

Bursa Karacabey fabrikasında işten çıkarılan Sütaş işçilerinin açtığı sendikal tazminat davası sonuçlandı. 13 işçinin işe iadesine karar erildi, diğer işçilerin davaları devam ediyor

Bursa’daki yerel mahkemeden çıkan karar sonucunda 13 işçinin işe iadesi onanırken, diğer iki işçinin davası Mart ayında görülecek. Ayrıca mahkeme Tek Gıda-İş’e bağlı işçilerin her birine ayrı ayrı 4 net 12 brüt tutarında sendikal tazminatın verilmesine de karar verdi.

Sütaş’ta dışkı ile yıldırılmaya çalışılan işçiler davayı kazandı

İstifa eden TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz’ın sahibi olduğu Sütaş’ta sendikalı oldukları için işten çıkarılan işçilerden 13’ü işe iade davasını kazandı.

Sütaş’ta Tekgıda-İş sendikasına üye oldukları için 2014 yılında işten çıkarılan işçilerinden 13’ü işe iade davasını kazandı.

Sütaş’ın sahibi Muharrem Yılmaz, direnişteki işçilerin olduğu yere 13 ton ‘inek dışkısı’ döktürdüğü ortaya çıkınca gelen tepkilerin ardından Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanlığı’ndan istifa etmişti.

Sütaş, Aksaray ve Bursa Karacabey ilçesindeki fabrikalarında çalışan 26 işçiyi, 13 Nisan’dan itibaren belli aralıklarla işten çıkarmıştı.

Temmuz 2014’te ise sendikalı olduğu için işçilerini çıkaran ve ürünleri boykot edilen Sütaş, Aksaray fabrikasında 10 işçiyi, facebook’ta direnişle ilgili paylaşımları beğendikleri için işten çıkarmıştı.

Kasım ayında ve 22 Ocak’ta görülen duruşmalarda mahkeme toplamda 13 işçinin işe iade edilmesine karar verdi. Mahkeme işçilerin haksız olarak sendika üyeliğinden dolayı işten çıkartıldıklarına, bu nedenle işe iade edilmelerine ve Sütaş’ın her bir işçiye ayrı ayrı tazminat olarak 12 aylık brüt ücretleri tutarında sendikal tazminat ödemesine, ayrıca boşta geçen 4 aylık süreler için de işçilerin net ücretlerinin ödenmesine hükmetti.

Diğer işçilerin işe iade davaları devam ediyor.

Kaynak: Cumhuriyet
23 Ocak 2015

Çarşamba, 28 Ocak 2015 09:45

Antep OSB’de 5 bin tesktil işçisi işsiz

Yazan

Gaziantep OSB’deki tekstil ve halı dokuma fabrikalarında son iki aydır Şireci Tekstil, Gürteks, Meltem Tekstil, Zeki Mensucat ve Merinos gibi fabrikalar başta olmak üzere binlerce işçi işten atıldı

Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (OSB) tekstil ve halı dokuma fabrikalarında işçi kıyımı yaşanıyor. Son iki aydır Şireci Tekstil, Gürteks, Meltem Tekstil, Zeki Mensucat ve Merinos gibi fabrikalar başta olmak üzere, Başpınar OSB’de binlerce işçi işten atıldı.

Aralık ayından bu yana durgunluğun yaşandığı tekstil sektöründe fatura işçilere kesiliyor. Özellikle ihracata yönelik üretim yapan firmaların etkilendiği durgunluk karşısında, patronların aldığı ilk önlem işçileri ücretsiz izne göndermek ya da topluca işten atmak oluyor.

Zam talebine gözdağı

Asgari ücrete yapılan yüzde 6’lık zamma işçilerin tepkili olduğu Başpınar OSB’de aralık ayı boyunca ‘Asgari Ücret 1800 TL olsun’ talebiyle bir imza kampanyası yürütülmüş, yaklaşık 5 bin imza toplanmış ve işçiler eylemler yapmıştı. Asgari ücreti yine açlık sınırının altında kalınca, işçiler şubat başında işyerlerinin yapacağı zammı beklemeye başladı. Enflasyon rakamlarının bile çok altında kalan asgari ücretteki düşük zammın işyerlerinde yapılacak zamla telafi edilmesini bekleyen Başpınar OSB işçileri, patronların yaşanan durgunluğu bahane ederek ve işten atmalarla gözdağı vererek, hiç zam yapmayacaklarını söylüyorlar.

5 binden fazla işçi atıldı

Evrensel’e konuşan işçilerin tamamı işten atmaların zam dönemi öncesi işçilerin gözünü korkutmak ve zam talebini bastırmak için olduğunu söylüyor. İşçilerle görüşerek bilgi aldığımız 13 fabrikada işten atılan işçi sayısı 2 binin üzerinde. Yüzlerce tekstil ve dokuma fabrikasının olduğu OSB’de işten atılan işçilerin toplam sayısının 5 binden fazla olduğu tahmin ediliyor.

Ya ücretsiz izin ya kapı!

300 kişinin işten atıldığı Şireci Tekstil’de 6 fabrikadaki bir üretim hattında makineler sökülmüş ve burada çalışan işçilerin ya ücretsiz izne çıkmaları ya da Atoprak’ta yeni açılan pamuk iplik fabrikasına gitmeleri istenmiş. Kabul etmeyen işçiler ise işten atılmış. İşten atılan işçilerden biri, sökülen makinelerin yerine yenilerinin getirileceği bilgisini veriyor. Ayrıca henüz tazminatları ödenmeyen, kıdemi yüksek olan kimi işçilerin işe yeniden çağrılacağını ve böylelikle fiilen işçilere 1-2 ay ücretsiz izin yaptırılmış olacağını söylüyor.

200’den fazla işçinin işten atıldığı Gürteks’te ise bir taraftan bazı bölümlere işçi alımı yapıldığını söyleyen işçiler, işten atmaların gerçek amacının “Zam dönemi öncesi işçilerin gözünü kırmak” olduğunu söylüyorlar.

Birlik olmadığımız sürece güvencemiz olmaz
Yine yüzlerce işçinin işten atıldığı Meltem Tekstil, Zeki Mensucat, Karan Tekstil, Erkan Tekstil ve Ak İplik fabrikalarında da işçiler 1-2 ay gibi sürelerle ücretsiz izne gönderilmek istendi ve kabul etmeyen işçiler işten atıldı. Geçtiğimiz yıllarda zam dönemlerinde Başpınar’da yaşanan grev ve iş bırakma eylemlerini hatırlatan Zeki Mensucat’ta işten atılan işçilerden biri, patronların zam döneminde işçilerin toplu hareketinden korktukları için bu durgunluğu fırsata çevirerek işçi kıyımı yaptıklarını söylüyor.
Gürteks’ten başka bir işçi ise şunları söylüyor: “Yıl boyunca izin yapmadan, pazar günleri ve resmi tatillerde bile mesai yaptık. Ama şimdi biraz durgunluk olunca hemen kapı önüne konuyoruz. Bunun sonu yok, biz birlik olmadığımız, örgütlü davranmadığımız sürece hep böyle olacak. Zam alsak da, almasak da, düşük ücret de alsak, yüksek de alsak, örgütlü olmadığımız sürece bir güvencemiz olmayacak.”

Kaynak: Evrensel
22 Ocak 2015

Çarşamba, 28 Ocak 2015 09:39

MNG Kargo işçi kıyımında da önde

Yazan

Türkiye’nin önde gelen kargo firmalarından MNG kargoda işçiler çalışma koşullarını düzeltmek ve hak ettikleri ücreti almak için DİSK/Nakliyat-İş’te örgütlenince işten atıldı. İşten atılan işçiler, ‘sendika işçisine sahip çıkmalı’ diyor

MNG Kargo uçakları, kamyonları, binalarıyla 220 farklı ülkeye günde 600 bin adrese kargo taşıyor. Türkiye’nin önde gelen kargo şirketlerinden olan MNG kargoda çalışan 8 bin işçi için ise bu büyüklüğü sağlamalarının karşılığı olarak “Hak ettikleri bir ücreti ve çalışma koşullarını” aldıklarını söylemek zor.

Çalışma koşullarının düzeltilmesi için işçiler DİSK/Nakliyat-İş’te örgütleniyor. Bir yılı aşkın süredir MNG’nin aktarma merkezlerinde ve işletmelerinde örgütlenme Nakliyat-İş için pekte kolay olmamış. Sendikanın genel merkezinden görüştüğümüz temsilci, MNG kargoda çalışma koşullarının ağırlığı ve düzensizliği nedeniyle işe giriş-çıkışlarının fazla olduğu bir işyeri olduğu için örgütlenme faaliyetinin sürekli sekteye uğradığını ifade etti.

Bu süre içerisinde pek çok işçinin sendikalı olduğu için işten atıldığını ifade eden Nakliyat-İş temsilcisi, buna karşın 50’ye yakın dava açtıklarını ve bazı davalarda mahkemenin ‘sendikal nedenle’ işten atılma yönünde karar verdiğini ve davaların yargıtayda olduğunu söyledi.

Ancak çalışma koşullarını düzeltilmesi için “Sendika lazım” diyen işçiler, ardından hemen şunu ekliyor: “Ama sendika işçisine sahip çıkmalı.”

Evrensel gazetesinin haberine göre MNG İstanbul Aktarma Merkezi’nde işten atılan işçiler keyfi uygulamalarla işten çıkartılmış.

2010 yılında MGN’de çalışmaya başlayan Engin Çetinkaya, sendikalı olduğu için işten atılmış. Ancak işveren işten çıkartırken başka gerekçeler sunmuş. İşe ilk girdiklerinde çalışma sürelerinin daha uzun olduğunu söyleyen Çetinkaya şöyle devam ediyor: “2 yıl sonra teknolojik aktarma denilen bantlar kuruldu. Bu bizi biraz rahatlattı ama bu kez her vardiyada çalışan işçi sayısını yarı yarıya düşürdüler.” 5 yıldan fazladır MNG’de çalışan başka bir işçi söz alarak eskiden 12-13 saat çalışırken bu sürenin 9.5 saate indiğini, ama “verimlilik” adı altında getirdikleri çalışma sistemi nedeniyle süre kısalsa da çalışma hızının da yorgunluğun da arttığını anlatıyor.

Eldiven dahi keyfiyete göre veriliyor

Engin Çetinkaya, iş sırasında yaşadıkları sıkıntıları anlatıyor: “Bir işçi üç farklı iş yapıyor. Dolayısıyla fizik ve zihinsel yorgunluk yaşıyoruz. Bir işçi ortalama 9-10 saat çalışıyor. Çıkış saatleri belirsiz. Bu durum şubelerde daha da ağır. Günde 13-14 saat çalışan yerler var.” İşçi sağlığı ve iş güvenliği sözde kalmış. Öyle ki eldiven bile işyerinin keyfine göre veriliyor.

Bir başka işçi yemeklerin kötülüğünden yakınıyor: “Yemeklerde ne yağ kullanıldığını merak ediyoruz, çünkü yemeğin yerine her defasında yoğurt, salata ya da kuru yeşillik yemek zorunda kalıyoruz. Yemekten sonra herkeste mide yanması oluyor. İnsan yerine konmadığımızı her yemekte bir kez daha anlıyoruz.” Kıyafetlerini tuvaletin olduğu yerde değiştirmek zorunda kalan işçilerin kullandığı çay ocaklarını da her yağmurda su basıyormuş.

Ücretler çok düşük

Firmanın bu kadar büyük olmasına ve işin bu kadar zor olmasına karşın aldıkları ücret çok düşük. Fazla çalışma karşılığı para ödenmeyen işçilerin eline aylık 1100-1200 lira arasında para geçiyor. Bu nedenle MNG işçileri için aileleriyle vakit geçirmek diye bir şey söz konusu değil. Bir işçi şöyle dile getiriyor bu durumu: “Evden çıkınca ‘yoludur, yemeğidir’ derken evde oturmak daha akıllıca geliyor. Tek maaşla nasıl geçineceksin. Zaten iş, yol derken günün 13 saati geçiyor.Geri kalan zamanda da çocukları bile göremiyorsun.”

Bu koşullara itiraz etmek ise işten atılmak anlamına geliyor. İşçiler bu nedenle sendikalaşma çalışması yürütmüşler ve DİSK’e bağlı Nakliyat-İş’e üye olmuşlar. Bunun üzerine öne çıkan işçiler kapı önüne konmuş. Atılan işçilerden biri olan Engin Çetinkaya, işten atılma sürecini şöyle ifade etti: “Aslında biraz ön planda olduğunu düşündükleri için bir bahane gerekiyordu. ‘İşe 10 dakika geç geldin bahanesiyle’ bana tutanak tutturdular. Ben sonra tutanağa itiraz edince, vardiya müdürü beni küçümser bir tarzda hakaretamiz laflar söyledi. Ben de cevap verince 2 gün sonra işten çıkardılar. Kendi isteğimle istifa ettirmiş gibi dilekçe yazmamı istediler. Bunu yaparsam tazminatlarımı ödeyeceklerini söylediler. Ama ben gerekçesiz bir şekilde beni işten çıkardıklarını söyledim ve imzalamadım. Son aşamada işe iade davası açtık.”

‘Sendika sahip çıkmadı’ tartışması

İşçiler, sendikanın bu süreçte yanlarında olmamasından şikâyetçi. Bazı işçilerin, atılan işçilere sahip çıkmaması da onlar açısından olumsuz bir süreç olmuş. Sendikacılarla yapılan toplantıda somut bir adımın atılmaması işçilerde karamsarlık yaratmış. Bazı işçiler sendikanın bu tutumunu eleştiriyorlar. İşçilerden biri “Tüm olumsuzlukları sendikaya anlatmamıza rağmen sendikanın bu konuda olumlu hiç bir adımı olmadı. İşyerinde baskılar daha da artmaya başladı. Sendikaya talepte bulunduk ‘gelin’ diye ama gelmediler. Sonra işçiler tek tek atılmaya başladı. Sendikanın genel merkezine gittik, sorunlarımızı paylaştık. Ancak işverenin tutumu karşısında yaklaşık bir aydır bir basın açıklaması dahi yapmadılar” diye konuştu.

Nakliyat-İş temsilcisi ise konuya ilişkin önümüzdeki günlerde eylem yapacakları bilgisini verdi. Sendika temsilcisi işten atmalarla ilgili ise “Davayı açarız, dava masraflarını da karşılarız dememize rağmen işçi arkadaşlar ‘Davayı kazanma garantisi verir misiniz?’ diye sordular. Yüzde 100 garanti vermemiz elbette mümkün değildi. Bu açıdan bazıları davayı geri aldı. Hatta birlikte direniş örgütleyelim dediğimizde bazı işçiler yer alamayacaklarını ifade etti” diye konuştu.

Suriyeli işçilere kölelik dayatması

İşyerinde son zamanlarda Suriyeli işçilerin kendilerine göre daha ucuza çalıştırıldıklarını söylüyor işçiler. Her gün yüzleri değişiyormuş Suriyelilerin. Çünkü onları işe getiren adamlar ücretlerini ödemiyorlar ya da geciktiriyormuş.

Verdikleri heykel karın doyurmuyor

Ali Rıza Yavuz da atılan işçiler arasında. Bir arkadaşıyla “Hakkınızı aramalısınız” diye tartıştığı için atılmış. İşten çıkarıldığında notere onaylatmak gerektiğini öğrenmiş. Bunun için gerekli 100 lirayı ödeyemediği için yapamamış. Ali “İşten atılan biri için ne kadar işsiz kalacağını bilmemek 100 liranın önemini arttırıyor”diyor. İşten atılan bir başka işçi araya giriyor, çalıştığı süre boyunca çocuklarına bir şey alamamaktan yakınıyor ve gülerek devam ediyor: “Ama çok sosyal bir işyeri burası. Beş yılda bir heykel veriyorlar. Yeni yıl ve doğum günlerimizde tebrik kartı veriliyor.” Hemen işe başlamak zorunda olduğu için “Kendi başıma direniş yaparım” diyememiş. Bir kaç yıl MNG’de çalışan işçi, daha önceki işyerinden de iflas ettiği gerekçesiyle alacaklarını tahsil edememiş.

Sendika.Org

15 Ocak 2015

Çarşamba, 28 Ocak 2015 09:37

Greif’te taşerona son

Yazan

DİSK Tekstil İşçileri Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak, sendika ile Greif FPS arasında varılan ilke anlaşmasıyla taşeron sistemin bu işletmede kaldırıldığını duyurdu

Greif FPS’de DİSK Tekstil İşçileri Sendikası ile yapılan anlaşma sonrası taşeron sisteme son verildi. Tekstil İşçileri Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak’ın yaptığı açıklamada “Bu başarıdan başta Greif işçileri olmak üzere tüm Türkiye kazançlı çıkacaktır” dedi.

Budak yayımladığı açıklamada Greif Esnek Endüstriyel Paketleme bünyesinde 40’ı aşkın taşeron şirket bulunduğunu, bunların çoğunun sendikanın yeni örgütlendiği ve geçen yıl toplu iş sözleşmesi imzalanan Sunjüt işletmelerinde yer aldığını belirtti.

Greif, geçtiğimiz yıl uzun süreli bir işçi direnişine sahne olmuştu.

Budak taşeron sistemin sona erdiğini de şu sözlerle ifade etti:

Sendikamız ile Greif FPS yönetimi arasında imzalanan toplu iş sözleşmeleri gereğince taşeron sorununun çözümü konusunda bir anlaşmaya varılmıştır. Buna uygun olarak toplam 4 fabrikadan oluşan Ünsa ve Sunjüt işletmelerindeki taşeron sistemi ve üretimle olan ilişkisi danışmanlık şirketi StratejiCo tarafından tüm yanlarıyla incelenmiş, taşeronlarda çalışan işçilerin hemen tamamıyla görüşmeler yapılmış ve bilimsel araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte, Sendikamız ile Greif yönetimi arasında ortak çalışmalar yürütülmüş ve katılımcı bir anlayışla teknik hazırlıklar yapılmıştır.

Uzun ve özenli bir çalışma artık meyvelerini vermeye başlamıştır. Taraflar arasındaki karşılıklı saygı ve hukuk çerçevesinde oluşturulan eylem planı 8 Ocak 2015 tarihinden itibaren uygulamaya konulmuştur. Geçişlerin tamamlanmasıyla birlikte 1.200’den fazla işçi Greif işletmelerinde kadrolu hale gelecek, DİSK-Tekstil üyesi olarak toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başlayacaktır.

Sendika.Org

15 Ocak 2015

Türk Pirelli fabrikasında 613 taşeron işçi “maliyet giderlerini azaltma amacıyla” işten çıkarıldı. Yaşananların ardından fabrikaya gelen Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan, fabrika yönetimiyle konuştu, “İşçiler işe geri alınmazsa üretimi durdururuz” dedi. Fabrika yönetimi geri adım atmak zorunda kaldı, işten atılan işçilerin tamamı geri alındı

Türk Pirelli, 54. kuruluş yıldönümünde 613 taşeron işçiyi işten çıkardığını duyurdu. Fabrikanın farklı bölümlerinde farklı taşeron şirketlere bağlı olarak çalışan işçiler, 08.00-16.00 vardiyası için iş başı yaptıktan sonra fabrika yönetimi tarafından yapılan anons ile fabrika dışına çıktı. İşçilere hiçbir açıklama yapılmazken, kartlarını güvenliğe teslim etmeleri söylendi.

Taşeron firmalardan biri olan Bortes Metal’in yetkilisi yaşananların ardından 2002 yılından beri Pirelli ile çalıştıklarını ancak bir süre önce “31 Aralık 2014 tarihinde alt işverenlik sözleşmeniz iptal edilecektir” bildiriminde bulunduğunu ancak herhangi bir gerekçe gösterilmediğini belirtti.

Türk Pirelli Fabrika Müdürü Hakan Yalnız ise, lastik sektöründe büyük bir rekabet olduğunu, kalitelerini üst seviyede tutarak maliyet giderlerini azaltacaklarını söyledi.

Grevin adı bile yetti, işten çıkarılan işçilerin tamamı işe geri alındı

Yaşananların ardından fabrikada örgütlü olan Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan fabrikaya geldi. Fabrika yönetimiyle görüşen Karacan işçilerin işten çıkartılmasına müsaade etmeyeceklerini belirterek gerekirse greve giderek üretimi durduracaklarını söyledi. Bu gelişmeler üzerine saat 17.00’ye kadar bekleyen Karacan’a olumlu cevap geldi. 613 işçiden emekli olan 60 işçi dışındaki herkes tekrar işe alındı.

Karacan ayrıca fabrika önünde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “İşlerine son verilen taşeron işçileri arasında 60 kişilik emekli işçiler dışındaki tüm işçiler işbaşı yapacaklar. Lastik İş Sendikası çok güçlü bir sendikadır. Eğer sizleri işe almasalardı üretimi durduracaktık.”

Kaynak: Evrensel
30 Aralık 2014

DİSK’in “Asgari ücret 1800 net – Saraylar değil ekmeğimiz büyüsün!”sloganıyla başlattığı asgari ücret eylemleri ülke çapında sürüyor

DİSK’in “Asgari ücret 1800 net – Saraylar değil ekmeğimiz büyüsün!” sloganıyla başlattığı asgari ücret eylemleri sürüyor. İşçiler 23 Aralık 2014 Salı günü, 12-14 saatleri arasında, DİSK Bölge ve İl Temsilciliklerinin bulunduğu;

Ankara, İzmir, Kocaeli, Bursa, Antalya, Konya, Diyarbakır, Kayseri, Samsun, Adana, Gaziantep, Eskişehir, Trakya bölgelerinde basın açıklamaları ve toplu bildiri dağıtımları yaptı. .

Merkezi basın açıklaması için İstanbul’da DİSK Genel Merkez binası önünde toplanan DİSK, “Asgari ücret 1800 net!”, “Direnen işçiler kazanacak”, “IŞİD’e değil emekçiye bütçe” yazılı pankart ve dövizler açarak, “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganlarıyla Halaskargazi Caddesi üzerinden Mecidiyeköy’e yürüdü.

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Mecidiyeköy Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında, hükümet programında yüzde 3+3 olarak açıklanan zam oranıyla işçilere günlük 1 lira civarında bir zam uygun görüldüğünü belirterek, “Hükümet, açlık sınırının altında bir asgari ücrette ısrar ederek, yeniden bir sosyal cinayete imza atacağını şimdiden ilan etti” dedi.

Türkiye’de madenlerde, inşaatlarda, belediyelerde, tersanelerde, bürolarda, hastanelerde, zor koşullarda asgari ücretle çalışanların, insan olmaktan kaynaklanan temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir ücret alması için DİSK üyesi sendikalar ve işçilerle alanlarda olduklarını belirten Beko, DİSK olarak asgari ücretle ilgili 4 ayrı hesap yaptıklarını ve hepsinde “Asgari ücret net olarak en az 1800 lira olmalıdır” sonucuna ulaştıklarını dile getirdi. Asgari ücretin belirlenmesi sürecinin bir toplu pazarlık süreci olarak ele alınması gerektiğini söyleyen Beko, bu konuda bir yasal düzenleme önerisini ilgili bakanlıklara ve Meclis’teki tüm partilere iletileceğini bildirdi. Beko, parasız eğitim, parasız sağlık, parasız ulaşım ve parasız kreşler istediklerini de ifade etti.

“Asgari ücret 1800 net! Saraylar değil ekmeğimiz büyüsün!” etkinlikleri kapsamında, Kartal, Kadıköy, Tuzla, Gebze, Pendik, Mecidiyeköy, Beşiktaş, Beyoğlu/Galatasaray, Aksaray, Merter, Sarıyer, Sefaköy, Şirinevler, Bakırköy, Esenyurt’ta bildiri dağıtımları yapıldı.

Kaynak: DİSK.org.tr

24 Aralık 2014

Çarşamba, 28 Ocak 2015 09:15

Ülker’den direnişçi işçilere tehdit

Yazan

Ülker’de direnişleri 57.güne giren işçiler bir kez daha işverenin zorbalığı ile karşılaştı. Geçtiğimiz Cuma günü işveren eliyle sarı sendikanın provakasyon denemesine maruz kalan işçiler, bu sefer de özel güvenliklerin çadırı sökme tehdidiyle karşılaştı

Ülker’de direniş 57.güne girerken, Murat Ülker direnişçi işçilere karşı giderek saldırıyı arttırdı. Geçtiğimiz Cuma günü işverenin yönlendirmesiyle eylem yapan fabrikada yetkili Hak-İş’e bağlı Öz Gıda İş sendikasının ardından, bugün de fabrika önünde bulunan direniş çadırı özel güvenlikler aracılığıyla kaldırılmaya çalışıldı.

“Gücünüz ülker’e yetmez”

Sabah saatlerinde işçilerin yanına gelerek çadırın kaldırılmasını isteyen Özel Güvenlik Müdürü ile İnsan Kaynakları Müdürü işçileri tehdit etti. “Siz kaldırmazsınız, biz kaldırırız” diyen İnsan Kaynakları Müdürü, “Gücünüz Ülker’e yetmez” diyerek tehditini sürdürdü. Özel Güvenlik Müdürü ise “Burası Ülker’in malıdır, bu pankartı buraya asamazsınız.” dedi.

“Buradan asla ayrılmayacağız”

İşçiler tehditlere karşı duracaklarını belirtirken, gelen yetkililere de “Sağlığımız kaybettik. Huzurumuz kalmadı. 12 yıldır sömürüldük. 35 yıldır burada Öz Gıda-İş’in sömürüsü var” diyerek tepkilerini koydular. Evrensel Gazetesi’ne konuşan işçilerden Murat Topal, buradan asla ayrılmayacaklarını belirterek, “gelip zorla bizi atsınlar” dedi.

Özel güvenliklerin yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait zabıtalarda bölgede bulunurken, polislerde etrafda güvenlik önlemleri aldığı gözlemleniyor. İşçilerin kararlı bekleyişi sürerken, bölgeden asla ayrılmayacaklarını belirtiyorlar.

‘O çadırlar işçi sınıfın onurunu temsil ediyor’

Direnişteki Ülker işçilerine yönelik patron Murat Ülker’in tehditlerine yanıt veren DİSK Genel Başkanı Kani Beko, saldırıyı DİSK’e yapılmış saldırı olarak değerlendireceklerini belirtti.

İşçilerin, kendi özgür iradeleriyle bir sendikaya üye olmak istediği için işten atıldığını belirten Beko, “Sendikal haklarını kullanan işçiler baskı, tehdit ve hatta şiddet ile karşı karşıya kalmaktadır. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında DİSK’e bağlı sendikaların direniş çadırlarında bu Anayasal hak için mücadele vermektedir. O çadırlar haklarını kullandıkları için işten atılan işçileri soğuktan, yağmurdan korumakla kalmamakta DİSK’in ve işçi sınıfın onurunu temsil etmektedir” diye belirtti.

Ülker patronunu uyaran DİSK Başkanı Beko şu ifadeleri kullandı: “Başta Ülker olmak üzere tüm işverenler bilmelidir ki o çadırları kaldırmanın bir yolu vardır: O da işçilerin Anayasal haklarına saygı göstermektir. DİSK Yönetim Kurulu bu konuda her türlü diyaloğa açık olduklarını bizzat Murat Ülker’e iletmiştir. Bunun dışında tehdit ve şiddet içeren yollara başvurulması halinde, tek bir direniş çadırına yapılan saldırı, tüm direniş çadırlarına, DİSK’e, işçi sınıfına yapılmış sayılacaktır.”

Evrensel, Sendika.Org
22 Aralık 2014

Çarşamba, 28 Ocak 2015 09:14

SÜTAŞ’ta işten çıkarma devam ediyor.

Yazan

SÜTAŞ’ta sendikalaşmaya karşı işten çıkarma baskısı devam ediyor. Son çıkarılan 7 işçiyle birlikte bugüne kadar işten çıkarılan işçi sayısı 66’yı buldu.

SÜTAŞ işçilerinin Tek Gıda-İş Sendikası’nda örgütlenmesi karşısında SÜTAŞ patronu Muharrem Yılmaz işten atma saldırısına devam ediyor. Daha önce atılan işçilerin direnişi devam ederken yeni işten atmalar yaşandı.

Tek Gıda-İş Sendikası’ndan yapılan açıklamaya göre Seyit Dönmez, Dursun İpek, Dündar Deniz, Halil Ünal, Tamer Ceylan, Murat Savaş ve Ali Yeşil adındaki işçiler de işten atıldı.

Açıklamada son atılan 7 işçiyle birlikte toplam 66 işçinin atıldığını belirten Tek Gıda-İş Sendikası, SÜTAŞ’ın işten atma saldırılarını sürdürmesine ve yargı kararlarını tanımamasına tepki gösterdi.

Sendikanın açıklaması şu şekilde:

SÜTAŞ İşçi ve hukuk kıyımına devam ediyor!

SÜTAŞ kıyımdan vazgeçmiyor. Ne hak tanıyor, ne hukuk ne vicdan ve ne de ahlak. 7 üyemizin daha işine son verildi. Yine gerekçesiz yine haksız…

Bu güne kadar işten çıkarılan işçi sayısı son olarak Seyit Dönmez, Dursun İpek, Dündar Deniz, Halil Ünal, Tamer Ceylan, Murat Savaş ve Ali Yeşil’le birlikte toplan 66 kişiyi buldu.

Bu haksızlıkların temelinde bir tek nedenin yattığını dünya alem biliyor. İşçiler sendikalaşmak, toplu sözleşmeli düzende yaşamak kısacası Anayasal hak ve özgürlüklerini serbestçe kullanmak istiyorlar.

Ama SÜTAŞ bütün pervasızlığı ve yüzsüzlüğü ile işçiyle birlikte hukuku da katletmekte hiçbir çekince göstermiyor.

Bu gücü nereden aldığını anlamak zor değil. Zira hukuk sistemimiz adaleti tartmaktan vazgeçeli çok oldu. Egemenlerin oturduğu kefe zaten yerinden hiç kalkmıyor. Bu durumu SÜTAŞ patronu da biliyor, bizler de.

Ama SÜTAŞ patronunun bilmediği bu çarpık düzene teslim olmak gibi bir niyetimizin olmadığı.

Sendika isteyen SÜTAŞ işçisi Tek Gıda-İş’le birlikte mücadelesinden asla vazgeçmeyecektir. Ne kadar kıyım yapılırsa yapılsın, bedeli ne olursa olsun geri adım atılmayacaktır.

İşçi hak ve özgürlükleri patronların insafına bırakılmayacak kadar değerlidir ve biz bu değer uğruna her türlü kavgayı vermeye hazırız.

17 Aralık 2014
Sendika.Org

  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
Sayfa 1 / 3

29 ARALIK 2015 GREVİ SAVUNMA ÖRNEĞİ (Üye Olanlar için)

29 ARALIK 2015 GREVİ SAVUNMA ÖRNEĞİ (Üye olmayanlar için)

 12-13 EKİM SAVUNMA ÖRNEĞİ | ÜYELERİMİZ İÇİN SAVUNMA ÖRNEĞİ - İNDİRMEK TIKLAYINIZ

12-13 EKİM SAVUNMA ÖRNEĞİ |  ÜYE OLMAYANLAR İÇİN SAVUNMA ÖRNEĞİ - İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

BTS KADIN KOMİSYONU'NDAN

BT|S| YAYINLAR