Emek Alanından Haberler

Emek Alanından Haberler (50)

Çarşamba, 28 Ocak 2015 09:59

Metal grevinde 4 fabrika daha “grev” dedi

Yazan

DİSK/Birleşik Metal-İş sendikası 10 Ocak’ta aldığı grev kararı ile 29 Ocak’ta 15 bin üyesi ile greve çıkmaya hazırlanırken, grevi engellemek için işverenin son çare olarak başvurduğu grev oylamaları devam ediyor. İlk grev oylamasının yapıldığı Gebze’deki Alstom fabrikasında çıkan “greve evet” kararının ardından dün (27 Ocak) 4 işyerinde daha yapılan oylamada da grev kararı çıktı.

Çayırova Boru, Kroman, Sarkuysan ve Yücel Boru işyerlerinde yapılan oylamaların tamamında “greve evet” kararı çıktı. Oylama sonuçları şöyle:

Sarkuysan: 440 Evet /240 Hayır / 1 Geçersiz
Kroman: 667 Evet / 217 Hayır / 6 Geçersiz
Yücel Boru: 628 Evet / 252 Hayır / 3 Geçersiz
Çayırova Boru: 270 Evet / 77 Hayır / 5 Geçersiz

Sendika.Org
28 Ocak 2015

Nakliyat-İş sendikasına üye olduktan sonra işten atılan Tepe Home işçileri, Cevahir AVM önünde eylem yaptı. AVM içerisinde bulunan mağazadan alışveriş yaparak kasayı kilitledi.

Tepe Home Mobilya’da çalışırken DİSK/Nakliyat-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan işçiler, Şişli’de bulunan Cevahir AVM önünde eylem yaptı. Ardından AVM içerisinde bulunan Tepe Home mobilya mağazasından alışveriş yaparak kasayı kilitledi.

İşçilerin eylemine direnişteki Zet Farma ve BEDAŞ işçileri ile DİSK Genel Başkanı Kani Beko destek verdi.

Şişli Cevahir AVM önünde bir araya gelen işçiler, ‘‘Taşeron cehennemine teslim olmayacağız. Yaşasın Tepe Home direnişimiz” yazılı pankartı açarak basın açıklaması düzenledi.

Eylemde konuşan Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Tepe Home işçilerinin haklı mücadelesinde beraber olduklarını kaydetti. Küçükosmanoğlu, Tepe Home’da nakliye işçilerinin yıllardır iş kanuna aykırı bir biçimde çalıştırıldığını ifade ederken bunun karşılığında insanca yaşayacak bir ücret almadıklarını belirtti. İş kanununda haftalık çalışma süresinin 45 saat olduğunu hatırlatan Küçükosmanoğlu, ancak Tepe Home’da işçilerin haftada 70-80 saate varan sürelerde çalıştığını belirtti.

Tepe Home’da işçilerin, Nakliyat-İş’te örgütlenmelerinin ardından işten atıldığını belirten Küçükosmanoğlu, Tepe Home patronu karşısında artık DİSK ve Nakliyat-İş Sendikası’nın olduğunu ifade etti. Tepe Home’u taşeron cehennemine çevrilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.

Eylemde söz alan DİSK Genel Başkanı Kani Beko da Türkiye’de taşeron sistemi uygulanmaya başlandığı günden bu yana 15 bin işçi iş cinayeti sonucu yaşamını yitirdiğini söyledi. Çalışan işçilerin sadece iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini kaydeden Beko, “Ermenek’te, Soma’da, Torunlar inşaatta iş cinayetlerinde kaybettiğimiz arkadaşlarımız bugün aramızda yoklar. Tepe Home’da işçileri işten atarak da yaşarken ölüme terk ediyorlar” dedi. Kani Beko DİSK olarak kesinlikle Tepe Home’da dün çalışan bugün direnişte olan işçilerin yaşarken ölmesine izin vermeyeceklerini belirtti.

Yapılan konuşmaların ardından Cevahir AVM içerisinde bulunan Tepe Home mağazasına sloganlar ile giden işçiler burada kasayı kilitledi.

Tepe Home’da ne olmuştu ?

Bilkent Holding’e bağlı Tepe Home Mobilya ve Dekorasyon Ürünleri Tic. A.Ş. de nakliye ve montaj işinde çalışan işçiler Nakliyat-İş sendikasına üye oldu. Sendika işyerinde gerekli yasal çoğunluğu sağlayarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yetki için başvuru yaptı.

Nakliyat-iş’in örgütlendiği Tepe Home’a bağlı işyerlerinde ki işler alt işverene-taşerona devredilmesinin ardından, sendikaya üye olan ve en az 20 yıllık çalışma süresi olan 60 işçi 31.12.2014 tarihinde işten atıldı.

İşçiler, kölelik demek olan taşeron çalışmaya karşı fiili, meşru ve hukuki mücadeleyi sürdürürken, Nakliyat-İş sendikası öncülüğünde 20 Ocak 2015 tarihinden itibaren,“Taşeron cehennemine son, sendikamızla birlikte işimizi istiyoruz” talebi ile direnişe başladı.

Sendika.Org
23 Ocak 2015

Çarşamba, 03 Aralık 2014 10:05

İşten çıkarılan Nestle işçileri açlık grevinde

Yazan

Hak-İş’e bağlı Öz Gıda-İş’in yönetimle yaptığı işbirliğinin ardından işten atılan Nestle işçileri Nestle’nin Maslak’taki merkezi önünde açlık grevine başladı.

Haziran ayından Hak-İş’e bağlı Öz Gıda-İş yönetiminin patronla imzaladığı sözleşmenin ardından haksız yere işten çıkarılan Nestle işçileri, sendikaları Tek Gıda-İş ile fabrika önünde direnişe başladı. Aylardır fabrika önünde direnişi sürdüren işçiler işverenin talepleri yanıtsız bırakması karşısında açlık grevine başladı.

Haksız yere işten çıkarıldıklarını açıklayan Nestle işçileri ellerinde ‘çocuklarımız için direneceğiz’, ‘iş emek yoksa barış da yok’ yazılı dövizlerle İstanbul Maslak’ta açlık grevini sürdürüyor.

Sendika.Org

Seramik işçileri işsizlik tehdidi altında gerekli işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmamasına razı gelerek çalışmaya zorlandı. Böylece binlerce işçi ölümcül silikozis hastalığının pençesine atıldı

Bilecik Bozüyük’te 10 bine yakın seramik işçisi, işveren tarafından gerekli önlemler alınmadığı için ölümcül silikozis hastalığı tehdidi altında.

Silikozis tehdidinin boyutu işçilerin şikayeti üzerine açığa çıktı. Seramik işçisi Gürhan Yüksel’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yaptığı şikâyet sonrası silikozis tanıları arka arka gelmeye başladı.

Bugüne kadar herhangi bir eğitim almayan işçiler, şirket yetkilileri tarafından katılmadıkları halde eğitim çalışmalarına katıldıklarına dair imza attırıldığını söylüyor.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nden Dr. Coşkun Canıvar, 9 Kasım’da Bozüyüklü işçilerin organize ettiği panelin ardından, ilçedeki silikozis gerçeğini Sendika.Org’a yazdı.

İşçilerin şikayeti ile açığa çıktı

Bilecik iline bağlı Bozüyük’te seramik fabrikalarında çalışan işçilerden Gürhan Yüksel’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yaptığı şikâyet sonrası silikozis tanıları arka arka gelmeye başladı.

Kendisi de silikozis hastalığına yakalanan seramik işçisi Gürhan Yüksel’in Alo 170 hattına yaptığı şikayet sonrası yapılan işyeri teftişinin raporlarında; Vitra Eczacıbaşı Yapı Gereçleri isimli şirketin işyerinde ‘Tozun kaynağında yok edilmesini sağlayacak tedbirlerin yeterince alınmadığı, bu yüzden özellikle keçe ile kuru rötuş ve ön sırlama işlemlerinde çalışanların toza maruz kaldıkları dolayısıyla yaptıkları çalışmalar nedeniyle pnömokonyoz-silikozis hastalığına yakalandıkları kanaati oluşmaktadır’ ifadelerine yer verildi.

Aynı işyerinde çalışan 61 işçiye Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nce silikozis tanısı koyuldu. 16 işçide silikozis şüphesi, 37 çalışanda da mesleki risk faktörüne maruz kalma tespit edildiği belirtildi.

Bilecik’ten Çorum’a

2013 yılı mayıs ayında yaşamını yitiren Hasan Ali Uyar isimli emekli seramik işçisinin ölüm raporunda asli ölüm nedeninin silikozis olarak kayıtlara geçtiği öğrenildi. 10’dan fazla seramik fabrikasının olduğu bölgede işçilerinin ifadesiyle 10 bine yakın seramik işçisi var. Sadece Vitra Eczacıbaşı Yapı Gereçleri isimli şirkette 1800 işçinin çalışıyor.

Bozüyük’te işçilerle yapılan görüşmelerde, Çorum’da 600 işçinin çalıştığı Ece Seramik isimli fabrikada da silikozis tanısı almış işçiler olduğu ve fabrikada çok sayıda işçide silikozis olduğuna yönelik kuşkular olduğu öğrenildi.

Bu fabrikalarda çalışmış ve emekli olmuş çok sayıda işçiden ne kadarında hastalık geliştiği bilinmiyor.

İşçiler bugüne kadar kesinlikle herhangi bir eğitim almadıklarını ve şirket yetkilileri tarafından katılmadıkları halde eğitim çalışmalarına katıldıklarına dair imza attırıldığını anlattılar.

Bir iki yıl içinde ölüme götürebilir

Seramikten metal sektörüne pek çok alanda gerekli önlemler alınmadığı takdirde görülebilen silikozis hastalığı, Türkiye’de kot kumlama işçilerinin peş peşe gelen ölümleri ile gündeme gelmişti.

Coşkun Canıvar, kot kumlama işçilerinde görülen akut silikozisin bir iki yıl içinde ölüme götürdüğünü ve ancak akciğer nakli ile tedavi edilebildiğini belirtiyor.

Seramik işçilerinde ise genel olarak kronik silikozis saptanmış ve bu da solunum yetmezliğine yol açarak görece daha uzun sürede ölüme yol açıyor.

Sendika.Org

13 Kasım 2014

Lüleburgaz Trakya Cam’da 20 Haziran’da başlayan ve 8 gün süren grev sırasında kendi işleri olmayan yükleme işini yapmadıkları için 9 çalışanın işine son verildi.

Lüleburgaz Trakya Cam’da 20 Haziran’da başlayan ve 8 gün süren grev sırasında kendi işleri olmayan yükleme işini yapmadıkları için 9 çalışanın işine son verildi.

Şişecam’da, toplu sözleşme görüşmelerinin tıkanması üzerine 5 bin 800 işçi 20 Haziran 2014’de grev başlatmıştı. Büyük bir coşkuyla süren grev 8. gününde, Bakanlar Kurulu kararı ile ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle 60 gün ertelenmişti. Grev süresince işveren, grevi kırmak, cam işçilerini bölmek ve yıldırmak için her yola başvurdu. Grevi kırmanın yollarından biri de, içerden mal çıkarmaktı. İşveren depodan mal yükleme işini, “beyaz yakalılar” diye tanımlanan çalışanlara yaptırmak istedi. Ancak çalışanlar bu işi reddetti.

Grevden 5 ay sonra ise işveren, Lüleburgaz Trakya Cam’da çalışan 20 çalışan hakkında, disiplin soruşturması açtı. Bu soruşturma sonunda 9 çalışanın işine son verildi. 11 çalışana da, ağırlaştırılmış ihtar cezası verildi.

Fabrika önüne ailece geldiler

İşten atılan 9 kişiden 6’sı bu sabah, fabrika önünde basın açıklaması yaptı. Çocuklarını ve eşlerini de getiren memurlar, asıl hukuksuzluğu kendilerinin değil, cam işvereninin yaptığını, bu haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı sonuna kadar direneceklerini bildirdiler. İşten atılanlardan biri olan Tolga Gökay Kırım, “Yasalar bizden yana değil. Adaletli bir düzen içinde çalışmıyoruz. Her şeye rağmen biz her türlü mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü biz haklıyız. Bizden, asli işimiz olmayan bir iş yapmamızı istediler. İşçi arkadaşlarımızın işini bize yaptırmak istediler” dedi.

İşverenin istediği işin işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun olmadığı için yasal olmadığını dile getiren Kırım, “Biz yasalara uygun iş yaptık, burada yasa dışı olan biz değil cam işverenidir. Ben, buradaki lojmanlarda oturuyorum, çocuklarım burada okuyor… Bundan sonra ne yaparım, nasıl yaparım, lojmanı boşaltmamı istediler, ne yapacağız şaşırdık” dedi.

‘Her türlü desteği vereceğiz’

Trakya Cam Fabrikası İşyeri Baştemsilcisi Turgut Öz de çalışanlara destek verdi. Arkadaşlarına yapılan bu uygulamanın ne yasalara ne de insanlığa sığdığını belirten Öz, “Sendikamız Kristal-İş’in durumdan haberi var. Biz sendika olarak ve işçiler olarak, arkadaşlarımızın yanında olacağız. Arkadaşlarımız, bizim onurumuzdur. Sendikasız olmalarına rağmen, bize göre daha güvencesiz olmalarına rağmen, amirlerin verdiği grev kırıcılığı görevini reddetmişlerdir. Bu onurlu bir davranıştır. İçeride çalışan işçi arkadaşların gözü kulağı burada. Sendikamızın alacağı her türlü destek kararını uygulayacağız” dedi.

Kaynak: Evrensel

[Window Title]
HP LaserJet Service

[Main Instruction]
HP LaserJet Service çalışmayı durdurdu

[Content]
Windows sorun için bir çözüm arıyor...

[İptal]

DİSK’e bağlı Enerji-Sen, Limter-İş ve Dev Yapı-İş’in başkanları ve üyelerinden oluşan 18 kişi işçi katliamlarının başlıca sorumlusu Çalışma Bakanlığı’nı mühürledi. DİSK üyesi 18 kişi polis saldırısıyla gözaltına alındı.

AKP’nin yarattığı Taşeron Cumhuriyeti’nde işçilerin payına her geçen gün daha fazla ölüm düşerken, taşeronlaştırmaya ve güvencesizleştirmeye bağlı iş cinayetlerinin yoğun yaşandığı enerji, inşaat ve liman-tersane işkollarında çalışan DİSK üyesi işçiler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kapısına dayandı. Enerji-Sen, Limter-İş ve Dev  Yapı-İş başkanları ve üyelerinden oluşan 18 kişi, çalışmayan Çalışma Bakanlığı’nı mühürledi.

İşçiler adına konuşan Enerji-Sen Genel Başkanı Ali Duman; Soma, Torunlar İnşaat ve Ermenek’te yaşanan işçi katliamlarını hatırlatarak “Artık yeter” dedi. Duman, taşeronlaştırma ve rödovans gibi güvencesiz çalışma ilişkilerine son verilmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında özerk-demokratik bir kurumsal yapı oluşturulması ve sendikal örgütlenme önündeki engellerin kaldırılması taleplerini yineledi, işçilerin geleceklerini karartan ölüm düzenine direneceklerini dile getirdi.

DİSK üyesi işçiler, eylemlerini sürdürürken bakanlık önünde barikat kuran çevik kuvvet polisi saldırıya geçti. Polis, üç sendikanın başkanının da aralarında olduğu 18 kişiyi gözaltına aldı.

Gözaltına alınanların bir kısmı ekip araçlarına bindirildi ancak araçların yeterli gelmemesi üzerine işçilerden bazıları kelepçelenerek yerde bekletildi.

Sendika.Org/ Ankara

5 Kasım 2014

Çarşamba, 03 Aralık 2014 09:49

Zet Farma direnişinin 4. günüde işçilerden ziyaret

Yazan

DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan ve direnişe geçen Zet Farma Lojistik işçilerini direnişlerinin 4. gününde, ambar ve araç muayene istasyonlarında çalışan işçiler ziyaret etti

Anayasal haklarını kullanarak DİSK’e bağlı Nakliyat-İş sendikasına üye olan Zet Farma Lojistik’te çalışan 12 işçi işten çıkarıldı. Sendika üyesi işçiler işten atmalara karşı firmanın Hadımköy fabrikası önünde direnişe başladı. Direnişi ambar ve araç muayene istasyonlarında çalışan ve Nakliyat-İş üyesi olan işçiler ziyaret etti.

Direnişin 4. gününde Zet Farma’nın Hadımköy’de bulunan deposunun önünde gerçekleştirilen eylemde Nakliyat-İş’in örgütlü olduğu Topkapı Nakliyeciler Sitesi’ndek işyerlerinden ve Tüvtürk Araç Muayene İstasyonları’ndan işyeri temsilcileri yer aldı.

Direniş alanına yakın bir yerde toplanarak yürüyüş gerçekleştiren Nakliyat-İş üyeleri direnişçi işçiler tarafından alkış ve sloganlarla karşılandılar.

Ziyaret sırasında konuşan Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, işçilerin anayasal haklarını kullanarak Nakliyat-İş’e üye olduklarını, ancak işverenin buna saygı duymayarak 10’u sendika üyesi olmak üzere 12 işçiyi işten attığını, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtti.

Küçükosmanoğlu, Zet Farma yönetiminin işçilerin sendikalaşma hakkına saygı göstermesini, atılan işçileri geri almasını istedi.

Çok kısa sürede üye sayısının arttığını ve birkaç gün içerisinde yetki için başvuru yapılacağını belirten Küçükosmanoğlu bu mücadelenin sonuna kadar devam edeceğini belirtti.

Açıklamadan sonra Hadımköy’deki deponun önünden diğer bir depo olan Kıraç 2 depo önüne gidildi. Burada da  içeride çalışan işçiler camlardan ve  işyerinden çıkarak alkışlarla ve sloganlarla coşkulu bir şekilde karşıladılar.

Sendika.Org

6 Kasım 2014

İşte ‘Yeni Türkiye’: Ermenek, Isparta, Torunlar, Soma, Tuzla, Davutpaşa, Ostim, Kozlu… AKP’li 12 yılda en az 14 bin 455 işçi yaşamını yitirdi…

Bugün 3 Kasım… AKP’nin hükümet olup ilerleyen yıllarda hızla devletin iktidarı haline gelişinin 12. yılı… Bu yıllarda şimdi Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve diğer AKP’li kurmayların dilinden “ekonomik kalkınma”, “büyüme”, “İleri Türkiye” ve şimdi de “Yeni Türkiye” sözleri eksik olmadı. Ancak ülkemizde işçi sınıfı ve halkımız açısından değişen bir şey yok. Aksine her geçen yıl emekçilerin aleyhine çıkarılan yasalar, giderek azalan alım gücü, hak ve özgürlük mücadelelerine karşı süreklileşen bir baskı rejimi, güvencesiz çalışma koşullarının yaşama geçirildiği bir Taşeron Cumhuriyeti. İşte 12 yılın özeti bu.

İş cinayetleri ise işçi sağlığı alanında bu 12 yılın görüntüsünü en çıplak şekilde veriyor. Tuzla’da tersane işçileri; Çağlayan’da kot kumlama işçileri; Davutpaşa ve Ostim’de kimya işçileri; Soma, Kozlu, Karadon ve Ermenek’te maden işçileri; Esenyurt ve Torunlar’da inşaat işçileri; Isparta ve Düzce’de mevsimlik tarım işçileri… Ve daha niceleri…

İşçi ölümü verilerinin ilk on yılı SGK, son üç yılı ise İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi kayıtları:

2002 yılının son iki ayında 146 işçi,

2003 yılında 811 işçi,

2004 yılında 843 işçi,

2005 yılında 1096 işçi,

2006 yılında 1601 işçi,

2007 yılında 1044 işçi,

2008 yılında 866 işçi,

2009 yılında 1171 işçi,

2010 yılında 1454 işçi,

2011 yılında 1710 işçi,

2012 yılında 878 işçi,

2013 yılında 1235 işçi

2014 yılının ilk on ayında ise 1600 işçi can verdi…

Yani AKP’li 12 yılda en az 14 bin 455 işçi yaşamını yitirdi…

Ekim 2014’te en az 160 işçi yaşamını yitirdi…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi işçiler, kamu çalışanları, işçi aileleri, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, gazeteciler ve onların örgütlenmelerinin oluşturduğu; devletten ve sermayeden bağımsız; sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesini yürüten bir koordinasyon, bir emek örgütü olarak her ay iş cinayetlerini raporlaştırıyor.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiği, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ve işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespit edebildiği ve her gün güncellenen bilgiler ışığında Ekim ayında en az 160 işçi yaşamını yitirdiği tespit edildi.

İnşaat, tarım, maden ve taşımacılık işkolları alarm veriyor

Tarım, Orman işkolunda 42 emekçi;

İnşaat, Yol işkolunda 35 işçi;

Madencilik işkolunda 25 işçi;

Taşımacılık işkolunda 10 işçi;

Belediye, Genel İşler işkolunda 9 işçi;

Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 6 emekçi;

Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi;

Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 5 işçi;

Metal işkolunda 4 işçi;

Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi;

Tekstil, Deri işkolunda 3 işçi;

Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 3 işçi;

Ağaç, Kağıt işkolunda 2 işçi;

Basın, Gazetecilik işkolunda 2 işçi;

Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi;

Enerji işkolunda 1 işçi;

Konaklama, Eğlence işkolunda 1 işçi;

Çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz/öğrenemediğimiz 1 işçi can verdi…

Ekim ayında yaşamını yitiren 160 emekçinin 143’ü işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 15’i çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 2’si kendi hesabına çalışanlardan/esnaflardan oluşuyor.

İşçiler en çok trafik/servis kazaları, düşme, ezilme/göçük ve zehirlenme/boğulma nedeniyle can verdi…

Trafik, Servis Kazası nedeniyle 53 işçi;

Düşme nedeniyle 31 işçi;

Ezilme, Göçük nedeniyle 22 işçi;

Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 22 işçi;

Diğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, KKKA, intihar, yıldırım düşmesi, saldırı vb.) 19 işçi;

Elektrik Çarpması nedeniyle 6 işçi;

Nesne Düşmesi, Çarpması nedeniyle 5 işçi;

Patlama, Yanma nedeniyle 2 işçi can verdi…

Karaman’da sorumlular Çalışma ve Enerji Bakanları ile maden patronu

Karaman’ın Ermenek İlçesi’de kömür ocaklarının yoğun olduğu Güneyyurt Beldesi ile Pamuklu Köyü arasında bulunan Has Şekerler Madencilik Ltd. Şti.’ye ait linyit kömürü ocağında sabah vardiyasındaki işçiler üretim yaparken, ocağın yeraltı su seviyesinin altında bulunan 350 metrelik bölümde bir anda galeriye su dolmaya başladı. Bu bölümde çalışan 18 işçi su ile dolan bölümü geçemedi.

Kaynak: guvenlicalisma.org

 

3 Kasım 2014

Isparta’da yaşanan kazada 18 işçinin hayatını kaybetmesinin ardından DİSK Dev. Maden Sen, yayımladığı basın açıklamasında “2014 yılı başından bu güne kadar 55 servis kazası olmuş, 49 işçi yaşamını yitirirken 623 işçi yaralanmıştır” dedi.

Isparta’nın Yalvaç İlçesi’nde tarım işçilerini taşıyan aracın 31 Ekim sabahı yaptığı kazada 18 işçi hayatını kaybetti, 26 kişi yaralandı. DİSK Dev. Maden Sen Yönetim Kurulu tarafından kazanın ardından “Hiçbir yerde kazaya kurban edilmek istemiyor, güvenli bir ortamda insanca yaşamak istiyoruz.!” başlığıyla bir basın açıklaması yayımlandı. 

Açıklamanın tam metni şöyle: 

Elma toplama işi yapan işçileri taşıyan servis aracının Isparta Yalvaç’tan Gelendost’a giderken şarampole yuvarlandığını, çoğu kadın 17 mevsimlik işçi yaşamını yitirirken 29 işçinin de yaralı olarak hastaneye kaldırıldığını üzüntüyle öğrendik.

Soma’da, Şırnak’ta maden işçilerinin, İstanbul’da inşaat işçilerinin acılarıyla yaşadığımız; Ermenek’te 18 maden işçisiyle ilgili endişemizin yanında mucize de beklediğimiz bir anda Isparta’da 17 mevsimlik işçinin yaşamını yitirmesi acılarımızı daha da derinleştirmiştir.

Türkiye’de işçi servisleri ve olması gereken standartlara ilişkin bugüne kadar ilgili kesimlerle bir tartışma yapıldığına tanık olunmamış, ihtiyaca yanıt veren bir yasal düzenleme gerçekleşmemiştir. Bu servislerde çoğu kez gücünün üstünde aşırı yolcu taşınmakta, miadı dolmuş araçlar kullanılmaktadır. Denetimden uzak butür araçlara dönük uygulanan cezaların ise caydırıcı olmadığı bilinmektedir.

Kimi verilere göre 2013 yılında Türkiye’de 433 işçi işe giderken yada iş dönüşü servislerde yaşamını yitirmiştir.

Sendikamız tarafından yapılan çalışmanın 2014 yılına dair bölümü aşağıdadır. Aşağıda görüleceği gibi 10 ay içinde hazırlanan servis kazalarına göre 2014 yılı başından bu güne kadar 55 servis kazası olmuş, 49 işçi yaşamını yitirirken 623 işçi yaralanmıştır.

8 Ocak 2014, Tekirdağ, 14 yaralı

16 Ocak 2014, Uşak, 11 yaralı

17 Ocak 2014, Sakarya, 10 yaralı

21 Ocak 2014, İzmir, 11 yaralı

23 Ocak 2014, Sakarya, 3 işçi

24 Ocak 2014, Adıyaman, 4 yaralı

17 Şubat 2014, Tekirdağ, 18 yaralı

17 Şubat 2014, Denizli, 18 yaralı

24 Şubat 2014, Zonguldak, 1 ölü

25 Şubat 2014, Muğla, 6 yaralı

10 Mart 2014, Antep, 20 yaralı

15 Mart 2014, İzmir, 1 ölü, 15 yaralı

20 Mart 2014, Ankara, 2 ölü 8 yaralı

20 Mart 2014, Niğde, 3 ölü 9 yaralı

25 Mart 2014, Zonguldak, 15 yaralı

29 Mart 2014, Urfa, 6 yaralı

6 Nisan 2014, Bitlis, 6 yaralı

7 Nisan 2014, Diyarbakır, 10 yaralı

21 Nisan 2014, Hatay, 3 ölü

8 Mayıs 2014, Zonguldak, 1 yaralı

22 Mayıs 2014, Isparta, 13 yaralı

23 Mayıs 2014, Bolu, 21 yaralı

26 Mayıs 2014, Ankara, 3 yaralı

1 Haziran 2014, Sakarya, 24 yaralı

4 Haziran 2014, Tekirdağ, 6 yaralı

11 Haziran 2014, Aydın, 1 ölü 13 yaralı

20 Haziran 2014, Sakarya, 20 yaralı

5 Temmuz 2014, Samsun, 25 yaralı

5 Temmuz 2014, Niğde, 25 yaralı

8 Temmuz 2014, Konya, 14 yaralı

11 Temmuz 2014, Niğde, 11 yaralı

24 Temmuz 2014, Aydın, 17 yaralı

24 Temmuz 2014, Burdur, 16 yaralı

30 Temmuz 2014, Mersin, 1 ölü 24 yaralı

2 Ağustos 2014, Samsun, 2 ölü

8 Ağustos 2014, Denizli, 20 yaralı

17 Ağustos 2014, Aydın, 3 ölü 11 yaralı

22 Ağustos 2014, Kırşehir, 1 ölü 4 yaralı

23 Ağustos 2014, Kütahya, 2 yaralı

25 Ağustos 2014, Bartın, 1 ölü 12 yaralı

28 Ağustos 2014, Düzce, 5 yaralı

1 Eylül 2014, Bursa, 1 ölü

7 Eylül 2014, Batman, 5 yaralı

19 Eylül 2014, Diyarbakır, 1 ölü 14 yaralı

22 Eylül 2014, Maraş, 8 yaralı

24 Eylül 2014, Bursa, 18 yaralı

25 Eylül 2014, Denizli, 1 ölü 6 yaralı

26 Eylül 2014, Manisa, 4 ölü 3 yaralı

26 Eylül 2014, Isparta, 2 ölü 21 yaralı

8 Ekim 2014, Zonguldak, 1 ölü

15 Ekim 2014, Isparta, 4 ölü, 7 yaralı

20 Ekim 2014, Manisa, 8 yaralı

22 Ekim 2014, Batman, 12 yaralı

31 Ekim 2014, Maraş, 23 yaralı

31 Ekim 2014, Isparta, 16 ölü 25 yaralı

Kaza diye ifade edilen iş ve servis cinayetlerinde yaşamını yitiren işçileri burada bir kez daha saygıyla anıyor, yakınlarının acılarını yürekten paylaşıyor, herkesi bu konuda toplumsal duyarlılığı artırmaya davet ediyoruz.

Yetkililerin zaman geçirilmeden bilim insanları ve ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla sorunun çözümüne dönük çalışmaları başlatmasını talep ediyoruz. Siyasal iktidarı uluslararası standartlara uygun,  caydırıcı yaptırımlarında içinde olduğu gerekli yasal düzenlemeleri biran önce gerçekleştirmeye çağırıyoruz.

Sendika.Org

31 Ekim 2014

 

 

Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Pamuklu Köyü’nde su baskını sonucu kömür madeninde 18 işçi hala göçük altında mahsur kalırken kurtarma çalışmaları 5’inci gününde de sürdü, ancak işçilere henüz ulaşılamadı

Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Pamuklu Köyü’nde su baskını sonucu kömür madeninde mahsur kalan 18 işçiyi kurtarma çalışmalarının 5’inci gününe girilirken, işçilere henüz ulaşılamadı. Tahliye çalışmaları sırasında bir göçüğün daha yaşanması korku yarattı.

Göçük meydana gelen ocakta başlatılan kurtarma çalışmalarında madene giren ekipler yaklaşık 11 bin tonluk su ile sudan kaynaklanan çamurun tahliyesine devam ediyor. Su basıncının etkisiyle tavanda ve yan duvardan düşen eski dolgu malzemeleri dışarıya çıkarılıyor. İkinci bir kazaya neden olmamak için de ekipler tüneli sağlamlaştırarak ilerliyor. Mahsur kalan işçilerin aileleri de madenden iyi bir haber gelmesini Kızılay’ın kendileri için hazırladığı çadırda bekliyor. İşçilerin yakınlarından bazıları sabahın erken saatinde madenden çekilen ve dere görünümünü alan su kenarına gelerek gözyaşı döküyor. Kurtarma çalışmaların katılan ekipler de havanın soğuk olması nedeniyle alanda ateş yakarak ısınmaya çalışıyor.

‘Arkadaşlarımızı çıkaracağız’

Mahsur kalan 18 işçiyi kurtarmak üzere mesai arkadaşları ve çevredeki madenlerde çalışan işçiler de seferber oldu. Kendi işlerine gitmeyip madende mahsur kalan arkadaşlarını kurtarma çalışmalarına katılan 27 yaşındaki Barış Karagöz, “İnşallah yakın zamanda arkadaşlardan iyi bir haber alırız” dedi. Çalıştıkları madende kendilerinin de yer altında yemek yediğini belirten Karagöz şunları söyledi:

“Bundan sonra biz de elimizden geldiğince önlemimizi alacağız. Yasa çıktığından beri işe gitmiyorduk. Ancak, para da kazanamıyorduk. Çünkü başka gelirimiz yoktu. Kredi kartlarımıza olan borçlarımız arttı. Mahkum gibi çalışıyoruz. Bizi sistem bu hale zorluyor. Çünkü kırsal bölgede olduğumuz için yapacak başka bir işimiz yok. Ya bu yer altına gireceğiz ya da bu diyardan gideceğiz.”

Kurtarma çalışmalarına katılan 27 yaşındaki Abdullah Küçüktaş ve kardeşi 21 yaşındaki Barış Küçüktaş ise, “Arkadaşlarımız için çalışıyoruz. Birebir tanımıyoruz ama onları kurtarmak için elimizden geleni yapacağız. Kendi işimizi bırakıp onları kurtarma çabasının peşine düştük” dedi.

Yıldız: 50 metre kaldı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ulaşılması gereken noktaya kaç metre olduğu yönündeki soruya, “Şu anda bizim 50 metre kadar daha su düşürmemiz gerekiyor. Ulaşılacak son noktaya mesafe 50 metre” yanıtını verdi.

Yıldız, “Bizi sınırlayan su değil, tahkimat ve oradan malzeme çekimi. İçeriye dalgıç pompalar sokuldu, dalgıçlar girmiyor” diye konuştu. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan da su kütlesinde yarı yarıya azalma olduğunu, suyla ilgili sorun yaşanmadığını ifade ederek, “Galerinin tavanı, yalancı tavan diyorlar, bu çökmüş. Çökmeden dolayı galerinin 4’te 3’lük bölümü kapanmış. Şu anda 10 metrelik bir kısım var. Onu aldıktan sonra su var. Eğer çökme de yoksa daha hızlı ilerleyeceğiz” dedi.

Maden faciasıyla ilgili yürütülen soruşturmada savcılık, ‘evrak üzerinde’ belirlediği şüpheliler için yurtdışına çıkış yasağı kararı aldırdı. Savcılık kaynakları, işçilerin madenden sağ çıkmaması halinde soruşturmanın ‘taksirle adam öldürme’ suçlaması ile yürütüleceğini belirtti. Ermenek Başsavcılığı’nın açıklamasında, bilirkişi rapor sonucuna göre belirleneceği için şüpheli sayısı hakkında bilgi verilmezken, delil sayılabilecek evrak ve bilgisayar kayıtlarına el konulduğu vurgulandı. Soruşturmada görevlendirilecek bilirkişilerin belirlendiği, olayla ilgili bakanlık ve kurumlarda bulunan her tür belgenin talep edildiği belirtilen açıklamada özetle şöyle denildi:

“Madende mahsur kalan işçilerin halen sağ veya ölü olarak çıkarılamamış olmaları nedeniyle, duruma göre kusur atfedilebilecek şüpheli kişilerin cezai sorumluluklarının farklılık arz edeceği göz önüne alınarak, bu aşamada elde edilen evraklar ve deliller üzerinde yapılan incelemelere göre, ileride kendilerine kusur atfedilebilecek yetkili ve görevliler hakkında şüpheli sıfatıyla CMK 109. maddesi uyarınca Ermenek Sulh Ceza Hâkimliği’nden adli kontrol talebinde (yurtdışı yasağı) bulunulmuştur. Mahkemece talebimize uygun karar verilmiştir.

Sağ kurtulanların ifadelerinin alınmasına başlanıldığı, kurtarma çalışmalarının halen devam etmesi nedeniyle madende bilirkişilerce inceleme yapılamadığından olayın oluş şekli ile ilgili kesin olarak tespit yapılamadığı kamuoyuna duyurulur.”

“Kaçan kurtulur” zihniyeti

Has Şekerler Madencilik Limited Şirketi’nden yapılan yazılı açıklamada, “İşletmekte olduğumuz maden ocağında tüm iş güvenliği tedbirleri alınmış, bu zamana kadar gerekli denetimlerin hepsi yapılmış, maden ocağı hukukun emrettiği şekilde işletilmiştir” ifadeleri yer aldı.

28 Ekim günü maden ocağında yaşananların bir su baskını olduğunu savunan şirket, facianın oluş nedeninin tespit edilmesinin bugünden itibaren imkânsız olduğunu belirterek “İçeriden kurtulan kardeşlerimizin bize verdiği bilgiye göre, doğal bir afetten bahsedilmektedir” iddiasında bulundu.

Faciadan sağ kurtulan işçilerin “öğle yemeği maden içinde yenmeseydi bunlar yaşanmazdı” şeklindeki tepki konusunda da kendisini savunan şirket; “Türkiye’nin tüm maden ocaklarında yemek saatleri içeride kullanılmaktadır ki; buna devlet ocakları da dâhildir” diye belirtti.

Dün yaptıkları açıklama ile iş güvenliği önlemi alınmaması nedeniyle yaşanan faciayı doğal bir afet gibi yansıtmaya çalıştı. Şirket yetkilileri daha önce de televizyon kanallarına yaptıkları açıklamada, maden ocağı içinde yaşam odası bulunmadığını ayrıca bulunmasının da ihtiyaç olmadığını savunmuştu. Kazaların ‘kaçınılmaz’ olduğunu öne süren şirket yetkilisi Şahin Uyar, “Olay esnasında içeride 26 kişi vardı. Sekizi kaçıp kurtuldu” diyerek, iş güvenliği neden alınmadığı sorusunu yanıtlamak yerine, içeride kalan işçilerin kaçmayı başaramadığını ima etmişti.

Madenden sağ kurtulan işçiler yaptıkları ilk açıklamada, “Bu üçüncü su baskını. Önlem alınsaydı böyle olmazdı” diyerek yaşananlara tepki göstermişti. Şirketin öğle yemeklerini maden içinde yemeye zorladığını belirten işçiler, “Öğle yemeğini madende yemeselerdi bu yaşanmazdı” demişti.

Ne olmuştu?

Ermenek ilçesinin kömür ocaklarının yoğun olduğu Güneyyurt Beldesi ile Pamuklu Köyü arasında bulunan Has Şekerler Madencilik Limited Şirketi’ne ait linyit kömürü ocağındaki facia geçen salı günü saat 12.15’te meydana geldi. Sabah vardiyasındaki işçiler ocak içinde öğle yemeği molasındayken, yeraltı su düzeyinin altında bulunan 350 metrelik galeriye bir anda su dolmaya başladı. Sanki baraj kapağı açılmış gibi galeri duvarını patlatan tonlarca su ocağı kapladı ve bu bölümde çalışan işçilerden 16’sı kendi çabalarıyla kurtulmayı başarırken, 18’i su ile dolan bölümü geçemedi.

 Evrensel, Sendika.Org

1 Kasım 2014

 

  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
Sayfa 1 / 4

29 ARALIK 2015 GREVİ SAVUNMA ÖRNEĞİ (Üye Olanlar için)

29 ARALIK 2015 GREVİ SAVUNMA ÖRNEĞİ (Üye olmayanlar için)

 12-13 EKİM SAVUNMA ÖRNEĞİ | ÜYELERİMİZ İÇİN SAVUNMA ÖRNEĞİ - İNDİRMEK TIKLAYINIZ

12-13 EKİM SAVUNMA ÖRNEĞİ |  ÜYE OLMAYANLAR İÇİN SAVUNMA ÖRNEĞİ - İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

BTS KADIN KOMİSYONU'NDAN

BT|S| YAYINLAR