Anayasa Mahkemesi, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’un bazı hükümlerini iptal etti

Anayasa Mahkemesi, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanun’un bazı hükümlerini iptal etti. CHP, 6356 sayılı Kanun’un bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu.

‘Fesih dışında’ ibaresi iptal

Başvuruyu esastan karara bağlayan Yüksek Mahkeme, işverenin, “fesih dışında” sendikal özgürlüğü güvence altına alan kanun hükümlerine aykırı hareket etmesi halinde sendikal tazminata hükmedilmesini öngören düzenlemedeki “fesih dışında” ibaresini iptal etti.

Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi halinde işçinin, 4857 sayılı Kanun’un “feshin geçerli sebebe dayandırılması”nı düzenleyen 18. madde hükümleri uyarınca dava açma hakkına sahip olduğuna ilişkin kanun hükmü de Anayasa’ya aykırı bulundu. Böylece işçilerin feshinden sonra dava açmak için geçerli sebep aramak zorunda kalmayacak.

Yüksek Mahkeme, ayrıca, grup toplu iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklarda, grev kararı uyuşmazlık kapsamındaki işyerlerinin bir kısmı için alınsa dahi lokavt kararının uyuşmazlık kapsamındaki başka işyerleri için de alınabilmesini öngören kanun hükmünü iptal etti.

Bankacılık hizmetleri ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde grev ve lokavt yapılamayacağına ilişkin kanun hükmü de Anayasa’ya aykırı bulundu.

Ancak, Anayasa Mahkemesi, Bakanlar Kurulunun, genel sağlığı veya milli güvenliği bozucu nitelikteki grev veya lokavtı erteleyebileceğine yönelik kanun hükmünün de arasında bulunduğu diğer hükümlere ilişkin iptal istemlerini reddetti.

 Sendika.Org

24 Ekim 2014

Çarşamba, 03 Aralık 2014 09:29

Kanal D ve CNN Türk’te 10 kişi işten çıkarıldı

Yazan

Kanal D ve CNN Türk’te toplam 10 kişinin işine son verildi. Kanal D’nin Ankara Temsilcisi Erhan Karadağ da görevden alındı.

Kanal D’de görev yapan toplam 4 kameraman, 4 muhabir, 1 montajcı ve 1 sekreterin işine yeniden yapılanma adıyla son verildi. CNN Türk’te de 2 kameraman ve 2 muhabirin işten çıkarıldı.

T24’te yer alan habere göre, Kanal D’nin Ankara Temsilcisi Erhan Karadağ da görevden alındı.

T24, Sendika.Org

25 Ekim 2014

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan park bahçe işlerinin taşerona devredilmesine karşı, DİSK Genel-İş Sendikası 2 Nolu Şube’ye bağlı bin 170 İzenerji işçisi İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde taşeron zinciri oluşturdu, oturma eylemi yaptı

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan park bahçe işlerinin taşerona devredilmesine karşı olan İzenerji işçilerinin mücadelesi devam ediyor.

DİSK Genel-İş Sendikası 2 Nolu Şube’sinde örgütlü olan ve öğleden sonra iş bırakan bin 170 işçi, Konak Pier önünde toplanarak Büyükşehir Belediyesi önüne geldi. Belediye önünde basın açıklaması yapan işçiler, açıklamanın ardından Büyükşehir Belediye binası etrafında taşeron zinciri oluşturdu; Belediye’nin başkanlık girişi önünde oturma eylemi yaptı.

Büyükşehir henüz firmayla sözleşme imzalamazken sendikalı işçilerin mücadelesi devam ediyor.

Binlerce işçi aileleriyle birlikte yürürken, çeşitli siyasi parti ve kitle örgütleri de eyleme destek verdi. “Taşerona geçit vermeyeceğiz” dövizlerinin taşındığı eylemde sık sık “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganı atıldı.

Karbel’de yendik İzenerji’de de yeneceğiz

Belediye binası önünde toplanan kitleye ilk olarak DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı seslendi. Memiş Sarı konuşmasında “taşerona direnen Karbel ve Beltaş örneklerini vererek, buradaki direnişin de onlar gibi zafere ulaşacağını” ifade etti.  Memiş Sarı tüm DİSK üyelerine de çağrı da bulunurken, “direnişi bütün halka anlatmaları gerektiğini” ifade etti ve direnişi tüm İzmir’e yayma çağrısını yaptı. İşçiler bu konuşmanın ardından genel grev çağrısında bulunurken, Sarı’nın ardından sözü  KESK izmir Şubeler Sözcüsü Bülent Çuhadar aldı. Bülent Çuhadar “taşeronun yarattığı tahribatı Torunlar’dan, Soma’da iyi bildiklerini” ifade ederken, “işçilerin taşerona karşı mücadele etmesinin yaşamsal olduğunu” belirtti.

‘Amaç günü kurtarma günü değildir’

İzenerji çalışanları adına açıklama yapan Disk Genel İş 2’nolu Şube Başkanı Taner Şanlı AKP hükumetine taşeron çalıştırmayı yaygınlaştıran yasalardan dolayı tepki gösterdi. Şanlı taşerona ses çıkarmayan herkesin sorunlu olduğunu belirtirken, “Çocuklarımız geleceğimiz için mücadele edeceğiz.  Taşeronlaşma açlıktır, köleliktir bir yerden alınıp satılan eşya değiliz. Köle değil emekçiyiz. Amaç günü kurtarma günü değildir. Taşeronu tüm işçiler birleşerek ortadan kaldıracağız” dedi.

İşçiler konuşmaları sık sık sloganlarla keserken, kararlı duruşlarına İzmir halkının büyük destek verdiği gözlemlendi. İşçiler ayrıca eylem esnasında taşerona karşı insan zinciri de oluşturdu.

Sendika.Org

14 Ekim 2014

 

 

OSTİM’de 20 işçinin yaşamını yitirdiği patlamayla ilgili davada tutuklu 3 sanık “makul süreyi yattıkları” gerekçesiyle tahliye edildi. Davada tutuklu sanık kalmadı

İş cinayetleri olanca yoğunluğuyla sürerken cinayetlerin sorumluları hakkında verilen aklama kararlarına da yenileri ekleniyor. Ankara OSTİM Organize Sanayi Bölgesi’nde 3 Şubat 2011 tarihinde 20 işçinin yaşamını yitirdiği patlamalarla ilgili davada da sorumlular aklandı, iş cinayetinin üzeri örtüldü.

Davanın tutuklu sanıkları Bahadır Esendik, Burhan Koç ve Kasım Ersoy’un avukatları, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “tutukluluğun devamı” kararına itiraz etti. İtirazı değerlendiren Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, itirazı kabul ederek sanıkların tutukluluk hallerinin kaldırılmasına karar verdi. Mahkemenin tek kısıtı yurtdışı yasağı oldu.

Mahkeme, 20 işçinin ölümünden sorumlu olan 3 kişinin 3 Şubat 2011’den bu yana tutuklu olmasını “makul süre” olarak değerlendirdi. Dava ile ilgili toplanacak ya da karartılacak yeni bir delil olmadığını da söyleyen mahkeme, böylece tutuklu sanık bırakmamış oldu.

Kararın ardından Ostim ve İvedik cinayetlerinde yakınlarını kaybeden aileler Twitter hesaplarından “3,5 senedir davayı sonuçlandıramayan ADALET(!!!) sistemimiz çözümüzü 20 canın katillerini serbest bırakmakta buldu” açıklamasında bulundu.

Sendika.Org/ Ankara

 

2 Ekim 2014

“Torba kanun”la birlikte, maliyetlerin ortalama yüzde 50 arttığını iddia ederek üretimi durdurma kararı alan özel kömür işletmecileri, işçilere işbaşı yaptırmadı. Çıkartılan taş kömürünün devlet tarafından satın alınması karşılığında işçilerin geri çağrılacağı söylendi.

Torba yasa olarak bilinen İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından Zonguldak’taki 22 özel maden işletmecisi, 11 Eylül’ü 12 Eylül’e bağlayan gece saat 24.00 itibariyle üretimi durdurdu.

Artan maliyetleri karşılayamayacaklarını söyleyerek üretimi durduran özel kömür işletmelerinde, sabah vardiyasına gelen işçiler geri gönderildi. Zonguldak’ta 22, Karaman’da 9 özel kömür işletmesi toplamda 6 bin işçiye yasayı gerekçe göstererek iş başı yaptırmadı.

22 rödevans saha sahibi adına açıklama yapan Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı M. Salih Demir, torba yasanın Cumhurbaşkanının da onaylaması ile yürürlüğe girdiğini belirterek Türkiye Taşkömürü Kurumundan (TTK) kiralanan maden sahalarındaki kömür üretiminin büyük risk altında olduğunu iddia etti.

Demir, saha sahipleri adına yaptığı açıklamada, “Kâr marjı ve talep ile bizlere yüklenen ekonomik yük arasında büyük uçurum var. Torba yasa ile her bir ton kömür yüzde 40 oranında zamlanacak. Türkiye’de bu tutardaki Zonguldak taş kömürünün alıcısı yok. Ayrıca işçiler bugün kabul edilen maaş ile ocağa girerse kıdem tazminatları da yeniden belirlenecek. Satamayacağımız kömürü üretmeyeceğimiz gibi, ödeyemeyeceğimiz maaşı vermeyi taahhüt edemeyiz. Bizim arkamızda, bizleri KİT’ler gibi süspanse edecek devletimiz yok. Muhasebecilerimiz ve hukukçularımız ile görüşüp değerlendirme yapacağız” dedi.

Patronlar karlarının azalmaması için önerilerini sıraladı

5 maddelik öneri hazırladıklarını ifade eden Demir, “Biz daha önce 5 adet çözüm önerisi hazırladık. Bunlara çözüm bulunmadı belki de bulunmak istenmedi. Bu önerilere sıcak bakılırsa biz tekrar işçi alıp üretime geçmek istiyoruz. Bu önerilere sahip çıkılması durumunda, ben inanıyorum ki biz 4 bin 200 işçi değil 10 bin işçiyi de istihdam ederiz” diye konuştu.

Zonguldak bölgesindeki rödovans uygulamasının sona ermesini isteyen Demir, önerileri şöyle sıraladı:

- Rödovans uygulamasının sona ermesi

- TTK’ye ödenen rödovans sahalarının ruhsatlarının verilmesi

- TTK’ye ödenen rödovans payının kaldırılması

- TTK ruhsatının bölünerek işletmecilere devredilmesi

- SGK işveren payının yeraltı çalışanları için azaltılması, işgüvenliği tesis ve techizatlarında yüzde 50 teşvik verilmesi ve SGK işveren primlerinin düşürülmesinden sonra kalan diğer fark maliyetlerin vergiden mahsup edilmesi.

“Kaçak ocaklar artar”

Denetimsiz durumdaki kaçak ocakları artıracağını iddia eden TSO Başkanı Demir şöyle konuştu: “Bizim yol haritamızı bağlı bulunduğumuz Enerji Bakanlığı çizecek. Bizim taleplerimiz dikkate alınmazsa ne olduğunu gördük. Üretimi şimdi durdurduk, yakında rödovans yenileme de durur ve işçi tamamen işsiz kalır. Özel ocaklar kapatılırsa kaçak ocaklar daha fazla artacağı için iş güvenliği denetimi olmayacak ve Allah korusun iş kazaları da artacaktır. Biz her ihtimale karşı 3-5 işçimizi ocaklarda çökme olmaması için bulunduruyoruz. Önümüzdeki haftaya kadar bir çözüm önerisi olursa devam edeceğiz, olmazsa yine geri kalan işçiyi çağırmayacağız.”

Emekçiye ‘müjde’ torbasından ne çıkmıştı?

Maden işçilerinin çalışma saatlerinin yeraltı-yer üstü olarak ayrılıp ‘düşürülmesi’, emeklilik yaşının 5 yaş erkene çekilmesi, hayatını kaybeden madencilerin yakınlarından birine istihdam sağlanması gibi “kısmen lehe” sayılabilecek düzenlemeler öne çıkarılırken bu yasa, hukukun bitişinin ilanı.

Yasada aylardır somut adım bekleyen maden işçileri ile ilgili düzenlemelerin yürürlük tarihi 1 Ocak 2015 olarak belirlenerek işverenlere zaman kazandırılıyor. SOMA A.Ş’nin mallarına tedbir konulurken, TKİ’nin ölen işçilerin yakınlarına ödenecek tazminatlardan sorumlu tutulması yönünde adım atılmıyor. İşçi ailelerinin tazminatlarını şirket battığından alamama riski halen mevcut.

Dünya, Milliyet, Sendika.Org

 

13 Eylül 2014

7 bin 286 işçi ile beraber yerel seçimlerden sonra işten atılan ve 94 gündür direnişte olan Vanlı işçiler; direnişlerini sürdürmek için Ankara’ya geldi. Direnişlerine Abdi İpekçi Parkı’nda devam eden işçiler; Başbakan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile görüşmek için TBMM’ye gitti ancak iki görüşme talepleri de reddedildi

Van’da, 30 Mart yerel seçimlerinden sonra İŞKUR tarafından işlerine son verilen ve 94 gündür direnişte olan Vanlı işçiler 14 Eylül’de Ankara’ya ulaştı. Direnişlerine devam eden işçiler Abdi İpekçi Parkı’nda bir araya geldi.

Yürüyüş yaptıkları pek çok ilde engellenmeye çalışan işçiler buluştukları Abdi İpekçi Parkı’ndan Kızılay’da bulunan Güvenpark’a yürüyerek eylemlerini orada sürdürmek istedi ancak işçiler çevik kuvvet polislerinin engellemesi nedeniyle Abdi İpekçi Parkı’na döndü.

Tüm ülkede aynı şekilde işten çıkarılan 7 bin 286 işçi adına hak alma mücadelesi sürdürdüklerini söyleyen Vanlı işçileri, birçok demokratik kitle örgütü, emek örgütü ve siyasi parti temsilcileri ziyaret etti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Başbakan, Vanlı işçiler ile görüşmedi

Vanlı işçilerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Başbakan ile görüşmek için oluşturdukları heyet görüşme yapmak için TBMM’ye gitti ancak 2 görüşme talepleri de reddedildi. Meclise giden heyet sadece HDP Van Milletvekili Nazmi Gür ile görüşerek Abdi İpekçi Parkı’na geri döndü

Mücadelelerinde kararlı olduklarını ifade eden işçiler, sonuç alıncaya kadar Ankara’da kalacaklarını; tüm Ankaralılardan destek beklediklerini söyledi.

Ne olmuştu?

Direnişteki Vanlı işçilerle aynı durumda olan 7 bin 286 işçi, 2011’in 11. ayından 2012 yılına kadar 9 ay çalıştırılmış; daha sonra 2013 yılında 7 ay çalıştırıldıktan sonra yeniden işten çıkarılmış; 2014 yılında ise 8 ay çalıştırılıp yeniden işten atılmıştı.

Vanlı işçiler, daha önce de Ankara’ ya gelmişler, AKP Van Milletvekilleri ile yaptıkları görüşmelerde sorunlarının çözümüne ilişkin olumlu yanıt almışlar, bu görüşmeden sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüşmüşler, bunun sonucu Van’a arkadaşlarının yanına dönerek görüşmelerde kendilerine verilen sözleri paylaşmışlardı.

Ancak kendilerine verilen sözlerden hiçbiri tutulmayan işçiler, bu çalışma sistemine ve işten atılmalara karşı 3 ayı aşkın süredir direnişlerini sürdürüyordu.

Çarşamba, 03 Aralık 2014 09:13

Halkalı’da inşaat işçileri kazandı

Yazan

Halkalı Temapark şantiyesinde çalışan taşeron inşaat işçilerinin eylemi kazanımla sonuçlandı. Halkalı’da 8 Eylül’de yüzlerce işçi TEM’i trafiğe kapatarak eylem yaptı. İşçiler, direnişin sonucunda ertesi gün iş güvenliği ve çalışma şartları konusundaki isteklerini işverene kabul ettirdi.

Eski Halkalı çöplüğü üzerinde yükselen Halkalı Temapark Mesa Blokları şantiyesinde çalışan yüzlerce taşeron inşaat işçisi; 8 Eylül’de iş cinayetlerine, taşeron dayatmasına, güvencesiz çalıştırma koşullarına karşı TEM’i inşaat malzemeleriyle kapatarak eylem yapmıştı.  Akşama kadar süren eylemde sonucunda şantiye gün boyu çalışmadı. Direnişe geçen taşeron işçilerinin eylemi kazanımla sonuçlandı; işçiler iş güvenliği ve çalışma koşulları konusundaki şartlarını işverene kabul ettirdi.

Eylemlerinin ardından İşçilerin seçtiği on kişilik işçi komitesi ile masaya oturan inşaat şirketi çalışanların taleplerini kabul etti. İşçiler, sigortaların tam yatması, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin eksiksiz sağlanması, kantin ücretlerinin düşürülmesi, gecikmiş alacakların tamamen ödenmesi konularında firmadan yazılı taahattüt aldı. Tema İstanbul Genel Müdürü Mesut Arslan, şirket tarafından kabul edilen işçi taleplerini şöyle özetledi;

*İşçiler iş güvenliğini konusunda bir aksaklık görürse uzmanları uyaracak ve gerek görürse iş bırakacak

*İş güvenliği için gerekli malzeme giderlerinin işçi maaşlarından kesilmemesi konusunda taşeronlarla konuşulacak ve uzlaşılacak

*Geriye dönük sigorta prim sorunu olan işçilerin sorunlarının giderilmesi için inşaat firması ve taşeron firma görüşecek. İnşaat sahibi firma taşeronları denetleyecek

*İnşaat işçilerine 2 adet bilgisayar verilecek

Sağlıklı çalışma koşulları

*Şantiyedeki kantinin piyasa bedeli üzerinden satış yapması önlenecek

*Soğuk içme suyu sağlayan su sebillerin sayısı arttırılacak

*İşçiler için hazırlanan yemeklerde daha özenli davranılacak

*Şantiyede 24 saat sıcak su bulunacak

Sendika.Org, Hürriyet

10 Eylül 2014

Torun Center inşaatında dün (06.09.2014) inşaat asansörünün 32. kattan yere çakılmasıyla on işçi öldü. Asansör bozuktu, işçiler bozuk asansöre yüklerle birlikte bindirilerek öldürüldü. İnşaatın sahibi ‘sektörel vaka’  diyerek sorumluluğu üzerinden atmaya çalışırken Politeknik yaptığı haberde ‘Bir inşaat asansörü nasıl çalışır, nasıl güvenli olur?’ sorusunu cevapladı. Politekniğin haberi şöyle;

‘Bir inşaat asansörü nasıl çalışır, nasıl güvenli olur?’

İnşaat asansörleri inşaat boyunca tesis edilmiş bir raya kremayer dişleriyle tutunarak hareket ederler. Kremayer dişlilerle asansör aşağı ve yukarı doğru hareket eder. Dişlerde meydana gelebilecek bir aksaklığa karşı emniyet (güvenlik) freni bulunur. Asansörün normal şartlar altındaki hızında yüksek bir hızla (aşırı hızla-serbest düşmeyle) hareket etmesi halinde emniyet freni devreye girer ve asansörü durdurur.

Güvenlik freni çalışmazsa

Torun Center asansörün 32. kattan yere çakılması güvenlik freninin çalışmadığını göstermektedir. Yani Torun Center inşaatının inşaat asansörü bozuktur.

İnşaat asansörlerinde ayrıca aşırı yük uyarı sistemi de bulunur. Aşırı yük sistemi asansörün kapasitesinden fazla bir kapasiteyle yüklenmesi söz konu olduğunda haber verir ve asansörün çalışmasını engeller. Aşırı yük sistemleri zaman zaman devre dışı bırakılmaktadır. Torun Center’de on işçinin ölmesine sebep olan bozuk asansördeki yük miktarı ve aşırı yük sisteminin devrede olup olmadığı da henüz bilinmiyor.

Denetim ve kontrol yapılmazsa

Asansör denetim ve kontrolleri asansörlerin güvenli olması sebebiyle yapılmaktadır. Denetim ve kontrollerin ardından tespit edilen eksikliler giderilerek asansörün kullanımı güvenli hale getirilir. Denetim ve kontroller güvenliği sağlayacak periyotlarla yapılmak zorundadır. Denetim ve kontroller yapılmıyorsa, denetim ve kontrol periyotlarına uyulmuyorsa, yapılan denetim ve kontrollerde belirtilen eksiklikler giderilmiyorsa asansör güvenli değil demektir.

Katil varsa

Torun Center inşaatında meydana gelen katliam asansörün güvenli olmadığını göstermektedir. Asansörün güvenliğinden ve denetimlerinden sorumlu olan Torunlar GYO-Torun Yapı-Torunlar Gıda Proje Ortaklığı patron ve yöneticileri, bu denetimleri denetlemesi gereken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri asansörün yere çakılmasıyla öldürülen on işçinin katilidir.

Kaynak: politeknik.org.tr

7 Eylül 2014

Çarşamba, 03 Aralık 2014 09:08

Şırnak’ta bir madenci daha hayatını kaybetti

Yazan

Şırnak’ta kaçak işletilen bir kömür ocağında meydana gelen kazada bir işçi hayatını kaybetti.

Kaçak işletilen madencilerin yoğun olduğu Şırnak’tan 5 Eylül günü bir ölüm haberi daha geldi.

Merkeze bağlı Toptepe köyünde önceki gün kömür ocağında üzerlerine yüksekten kaya düşmesi sonucu yaralanan 3 işçiden birisi hayatını kaybetti. 50 yaşındaki Sabri Mağrur, tedavi gördüğü Şırnak Devlet Hastanesi’nden sevk edildiği Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne hava ambulansı ile götürülürken yolda yaşamını yitirdi. Mağrur’un cenazesinin Şırnak’a getirileceği belirtildi.

Kazada yaralanan Şirin Mağrur (39) ve Sait Berces’in (44) tedavisi ise sürüyor.

Çarşamba, 03 Aralık 2014 09:06

16599 Meksikalı işçi Yatağan’ın yanında

Yazan

Meksika Enerji İşçileri Sendikası Yatağan direnişine destek mesajı yolladı. Özelleştirmelerin halk düşmanlarının çıkarına yapıldığını belirten sendika, ‘16599 işçi Yatağan işçilerinin yanındadır’ dedi.

 

Meksika Enerji İşçiler Sendikası Yatağan Termik Santrali’nde direnen işçilerine dayanışma mesajı gönderdi. Sendikanın Dış İlişkiler Sekreteri José Humberto Montes de Oca Luna adına yollanan mesajda enerjinin özelleştrilmesi halkların egemenliğine bir suikast olarak değerlendirildi. Bu özelleştirmelerin her zaman büyük sermaye gruplarının ve bundan rant sağlayan çıkar odaklarının faydasına olduğunu belirten sendika, “Meksika Enerji Sendikası’nda ve Meksika Yeni İşçi Merkezi’nde örgütlü olan 16599 işçinin mücadele ruhu taşıyan selamını size iletmek istiyoruz” dedi.

Meksika Enerji İşçileri Sendikası’nın destek mesajının tam hali:

Meksika Yeni İşçi Merkezi, Yatağan Termik Santrali’nin özelleştirilmesine direnen Türk işçilerin mücadelesini destekliyor. Sizinleyiz!

Enerjinin özelleştirilmesi, halklarımızın egemenliğine suikasttır, işçilerin haklarına darbedir ve hane tüketicileri için enerji fiyatlarının kaçınılmaz artışına neden olur. Bu özelleştirmeler, her zaman büyük uluslararası şirketler ve halkın varlıklarına yönelik hırsızlıktan pay kapan neoliberal aracıların çıkarınadır.

Değerli mücadele arkadaşlarımız! Meksika Enerji Sendikası’nda ve Meksika Yeni İşçi Merkezi’nde örgütlü olan 16599 işçinin mücadele ruhu taşıyan selamını size iletmek istiyoruz.

İşçinin mücadelesi sınır tanımaz!

Yaşasın proletaryanın enternasyonalizmi!

İleri, Yatağan’daki yoldaşlarımız!

Zafere değin!

Fotoğraftaki pankart:

Meksika Yeni İşçi Merkezi dayanışma halinde! Yatağan’ın özelleştirilmesine HAYIR!

Sendika.Org

5 Eylül 2014

Sayfa 3 / 7

29 ARALIK 2015 GREVİ SAVUNMA ÖRNEĞİ (Üye Olanlar için)

29 ARALIK 2015 GREVİ SAVUNMA ÖRNEĞİ (Üye olmayanlar için)

 12-13 EKİM SAVUNMA ÖRNEĞİ | ÜYELERİMİZ İÇİN SAVUNMA ÖRNEĞİ - İNDİRMEK TIKLAYINIZ

12-13 EKİM SAVUNMA ÖRNEĞİ |  ÜYE OLMAYANLAR İÇİN SAVUNMA ÖRNEĞİ - İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

BTS KADIN KOMİSYONU'NDAN

BT|S| YAYINLAR