BASINA VE KAMUOYUNA |
BASINA ve KAMUOYUNA11 Ağustos 2004 tarihinde Ankara’dan İstanbul’a gitmekte olan 11001 sefer nolu Başkent Ekspresi ile, İstanbul’dan Adapazarı’na gitmekte olan 11614 sefer nolu Adapazarı Ekspresi Kocaeli’nin Tavşancıl istasyonunda çarpışmıştır. Pamukova’daki tren kazasının etkileri kamuoyunun belleğinde henüz çok taze iken ülkemiz yeni bir tren kazası ile tekrar sarsıldı. Bizler demiryolu ulaştırma işkolunda çalışanların örgütlendiği BTS olarak demiryolu ulaştırma sistemine varolan güvenin sarsılmasından TCDD yöneticilerinden daha fazla olumsuz olarak etkilendiğimizi öncelikle belirtmek isteriz. Kuruluş adına gayri resmi açıklamada bulunan kişilere göre kaza, Adapazarı treninin ve Başkent Ekspresinin aynı yola alınması ve 11001 sefer nolu Başkent Ekspresi makinistlerinin “dur” bildirisi veren kırmızı sinyalde durmayıp, geçmelerinden dolayı meydana gelmiştir. Ülkemizde son zamanlarda yaşanan olumsuzluklar ve kazalarda gösteriyor ki dünyada en kontrollü ve güvenli ulaşım sistemi olan demiryolu ulaşımı ülkemizde ciddi bir biçimde ele alınması gereken bir sorun haline gelmiştir. Korkumuz; bu olayda da bir önceki Pamukova’da meydana gelen kazada olduğu gibi personelin, yani makinistlerin tek suçlu olarak ilan edilmesidir. Bu kuruluşta örgütlü binlerce çalışanın sesi olarak belirtmek isteriz ki; Kazanın gerçek nedeni belirlenmeden açıklama yapma gayreti içinde değiliz. Ancak güvenli bir tren işletmeciliğinin sağlanabilmesi için gece-gündüz demeden büyük bir özveri ile çalışan demiryolu personelinin günah keçisi yapılmasına da izin vermeyeceğiz. Bu çerçevede kamuoyunun bilgi ve takdirine sunmak istediğimiz kimi gerçekler vardır. Özetle:
Sayın Bakanın kazadan saatler sonra yaptığı basın toplantısında söylediği “demiryolunun 50 yıldır biriken sorunlarının çözümü gerektiği” konusunda sendikamızda hem fikirdir. Ancak bu sorunların çözümünün 50 yıldır bakımı yapılmayan yollarda tren hızını artırmakla olmayacağı, ciddi teknolojik yenilenme gerektiği, personel tasarrufunun aslında ne gibi facialara yol açtığı, Yeniden Yapılanma diye adlandırılan ve TCDD için bir kurtuluş olarak sunulan çalışmanın aslında demiryolu işletmeciliğine en büyük kötülüğü yaptığını,HEKULA gibi uydurma eğitimin değil gerçek bir hizmet içi eğitimin gerekli olduğunu, 150 yıllık demiryolu işletmeciliği kültürünün oluşturduğu bilgi ve birikimin partizanca atamalara heder edilmemesi gerektiğinin de iktidar tarafından bilinmesi gerekir. Sayın Bakan aynı toplantıda istifa edip etmeyeceğine ilişkin bir soruyu da “Kaza Türkiye’de her gün oluyor, karayolu trafik kazalarında her yıl 5000 vatandaşımız hayatını kaybediyor” diyerek yanıtlamıştır. Tam da bu noktada Bakanın istifa etmesi gerekmektedir. Karayolu trafiği ile demiryolu trafiğini birbirine karıştıran Sayın Bakan büyük bir hata içindedir.Çünkü Demiryolu işletmeciliğinde insan hatalarını önleyen sistemler mevcuttur. Bunların demiryolu işletmeciliğinde kullanılıp kullanılmaması Kamu Yönetiminin sorumluluğu altındadır. Biliyoruz ki kazaların gerçek nedeni uygulanan politikalardır, yapılan tercihlerdir. Bu da siyasi bir sorumluluk gerektirir Bu sorumluluk daha önceki kazada olduğu gibi bu kazada da yerine getirilmemiştir. Sendikamızın ve Kamuoyunun cevaplanmasını beklediği soru Makinistin kırmızı ışıkta geçip geçmediği değil, lokomotiflerde niye ATS’nin olmadığıdır. Bu sorunun cevabı kazanın da gerçek nedenidir. 12.08.2004 İ. Fehmi KÜTAN
|
| << Önceki Sayfa |