BASINA VE KAMUOYUNA


<< Önceki Sayfa


22 Temmuz 2006

BASINA VE KAMUOYUNA

İktidarların  kamusal  hizmet veren TCDD’yi ticari bir kuruma dönüştürme çalışmaları son hızla devam etmektedir. Kar elde etmeyi amaçlayan bu politikalar TCDD’nin seyrüsefer güvenliğini ortadan kaldırıyor. TCDD’nin “yeniden yapılanması” adı altında yürütülen bu çalışmalar Dünya Bankası tarafından  yaptırılmaktadır.


Özelikle, ülkemizde  AKP iktidarı iş başına geldikten sonra bu çalışmalar hızlandırılmış, teknik bir hizmet alanı olan kurumumuzda çalışmaları bilimsel verilere dayandırarak sürdürmek yerine “ben yaptım oldu” anlayış ve yaklaşımı hakim kılınmıştır.
Bu yaklaşım sonucunda, yapılan tüm uyarılara kulaklarını tıkayan TCDD yönetiminin sefere koyduğu “Hızlandırılmış Tren” bundan 2 yıl önce bugün Pamukova’nın Mekece   İstasyonu civarlarında raydan çıkarak devrilmesi sonucunda 42 yurttaşımız yaşamını yitirmiş, onlarcası yaralanmıştır. Yaşamını yitirenlere rahmet, acılı ailelerine tekrar baş sağlığı diliyoruz.


Kazayla ilgili günah keçisi ilan edilen, halen Sakarya Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamaları devam eden arkadaşlarımız sadece verilen emri yerine getirmelerinin bedelini ağır bir biçimde ödüyorlar. TCDD yetkilileri kazaya ilişkin yargılama sürecinin  tamamlanmasını beklemeden alelacele olarak yaptırdığı  idari soruşturma sonucunda bilimsel raporlardaki tespitlere rağmen kazanın hız sınırının aşılmasından kaynaklandığını var sayarak  arkadaşlarımızı işten atmış, onlara yaşamlarını zindan ederek kendi sorumluluklarını örtbas etme gayretine düşmüşlerdir.


Pamukova cumhuriyet savcılığının yapılan soruşturmada hazırlatığı bilirkişi raporunda  TCDD’yi  4/8 oranında kusurlu bulmuştur. Daha sonra bilim insanları tarafında hazırlanan raporlarda bu görüş tekrar edilmiştir.
Bizce bu kazanın esas sorumluları, fiziki koşulların bilime ve tekniğe dayandırılmadan “Hızlandırılmış Tren” seferlerini başlatanlardır.
Başbakan Sayın Erdoğan’ın hareket memurluğunu yaptığı Yakup Kadri Karaosmanoğlu Ekspresi  maalesef iç siyasete malzeme edilerek şov yapılmıştır. Sorumlular hesap vermelidir. Hiçbir şey olmamış gibi görevlerine devam etmeleri kabul edilemez.


Ülkemizde yaşanan olumsuzluklar ne yazık ki çabuk unutuluyor. Olayda kusuru olanlar kamuoyu vicdanında mahkum edilmesine rağmen, şimdilik  yargılanmalarının önü tıkanmış durumdadır. Ancak sendikal örgütlülük olarak, bu olayda kusur ve sorumluluğu olanların yargı önünde  hesaplarını  verinceye kadar konunun takipçisi olacağız .

TCDD’de uygulanan yanlış politikalar sonucunda bu kazalar yaşanmıştır. Sendikamız bu politikaların uygulamada kaldırılarak ülke ihtiyaç ve çıkarlarına uygun bir politikanın uygulanmasının mücadelesini vermeyi sürdürmektedir. Bu nedenle  ilk günden itibaren kaza ile ilgili  gerçeklerin kamuoyunca doğru algılanması konusunda sorumlu davranmıştır. Üzerine düşen görevi yapmıştır.


TCDD Yönetimi sendika ve yöneticilerimize karşı boş durmamıştır. Sendikamız yöneticilerinin kaza sonrasında yaptıkları basın açılamalarında TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’ın kişilik haklarına saldırıldığı gerekçesi ile açılan üç tazminat davasında da mahkeme sendikamız yöneticilerini suçsuz bulmuştur. Ayrıca mahkemenin konuya ilişkin  gerekçeli kararında  TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman idari yargıda göreve dönmek üzere açtığı davada İdari mahkemenin aklamaya yönelik kararın mahkemenin kendi yetki alanını aştığı şeklindedir. Konuya ilişkin bir yargı kararı basın açıklamamızın ekindedir.


Kaza sonrası tren seferleri durdurulmuştur. Bu durdurma kararı uygulamanın hatalı olduğunun da itirafıdır. Fakat yöneticilerin teknik koşulları hiçe sayan maceracı anlayışı devam etmektedir.Kurumda yapılan toplantılarda   çalışan mevcut  Ekspres trenlerinin hızını arttırarak yolculuk süresinin kısaltılması çalışmaları ısrarla sürdürülmektedir.


Sendika olarak TCDD’de uygulamaya konulacak her türlü kararı sorgulayıp, varsa hatayı kamuoyuyla paylaşmak görevimizdir.
Kurumumuzda personel açığı had safhadadır. Bu durum seyrüsefer güvenliğini olumsuz etkilemektedir. Verilen bilim dışı emirlere direnç gösterilmeme nedeni kurumda yaşanan siyasi kadrolaşmadır. Birikim,deneyim yeterlilik bu nedenle göz ardı edilmekte keyfi uygulamalar tüm hızıyla devam etmektedir. 150.hizmet yılını dolduran demiryollarımızın vitrininde hızlı tren projeleri yer almaktaysa da perde arkasında IMF ve Dünya Bankası emirleri vardır. Personeli işten at, her hizmeti dışardan satın al, özelleştir, sonrada kar etmiyoruz çığırtkanlığı ile kurumu tasfiye et. Kamuoyu önünde “Demiryollarını Seviyorum” deyip, kapalı kapılar ardında yok etme planları yap. Maalesef anlayış budur.


Güvenliğin hiçe sayılması ve esnek çalışma koşullarıyla kalitesiz hale getirilen hizmetler nedeni ile yurttaşlarımız demiryollarından uzaklaştırılmaktadır. Ülkemizin ve çocuklarımızın  geleceği açısında böylesi bir yaklaşım doğru değildir.
Demiryolları bunu hak etmiyor.
Emekçiler bunu hak etmiyor.
Yolcularımız bunu hak etmiyor


Demiryolları olarak ülke ulaşımında hak ettiğimiz yeri alma ve çalışanların karar alma sürecine katılmaları dileğiyle hepinizi sendikam adına saygıyla selamlıyorum.

UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

 

İ.Fehmi KÜTAN
Genel Başkan

 


 

 

 

                                                                                                                                                                                            
 


<< Önceki Sayfa
a