ULAŞTIRMA SEKTÖRÜNDE KADIN


<< Önceki Sayfa

 

 

Demiryolculuk, cinsel ayırımcılık yapılmak suretiyle erkek işi olarak algılanmaktadır


Demiryollarında 250’ye yakın ayrı unvan bulunurken, bunlardan SADECE 20’ye yakın ünvanda kadınlar çalışmaktadır. Kadın çalışanların % 99’u büro  hizmetlerinde , %1 ‘i de gişelerde çalışmaktadır. Kadınların genel çalışanlara oranı ise % 7’dir
            Kurumumuzda  özellikle gişelerde görev yapan kadınlara, vitrin elemanı gözüyle bakılmakta olup, bu personelin çalışma koşulları fazlasıyla olumsuzdur. Bu işyerlerinde kadınlar çok zor koşullarda, tabutluk şeklindeki  1 metrekarelik, hiçbir zaruri ihtiyacını karşılayamayacağı oturacak sağlıklı bir sandalyesinin olmadığı, ısıtma havalandırma imkanının olmadığı camekanlı barakalarda onikişer saatlik vardiyalı sistemde çalışmaktadırlar. Göreve gidiş gelişlerde servisleri olmadığı için özellikle gece vardiyalarında (14.00-23.00) çok ciddi problemler yaşamaktadırlar. Her türlü mikrobu üzerinde taşıyan paralar ve sağlıksız çalışma ortamında gişe memurları ciddi sağlık problemleri yaşadıkları gibi, hamile olan kadınların taşıdıkları sağlık risklerinden doğacak çocuklar da nasibini almaktadır.
            Bir başka sorun da, kurumun vitrin elemanısınız diyerek resmi tacizin yanında, her gün binlerce yolcunun tacizine şiddetine maruz kalan kadın gişe memurları, kurumun “müşteri her zaman haklıdır” anlayışıyla karşılaşmakta, herhangi bir şikayete meydan verdiği takdirde sürgün, para cezası, sicil bozmayla cezalandırılmakta tacizi ve sömürüyü çalışma ortamında katmerli yaşamaktadır.
            -Gişe memurlarının giyeceği kıyafete, tırnak boyuna, etek boyuna, ayakkabısının topuğuna, gömlek kolunun uzunluğuna kısalığına işveren karar vermektedir.
-Gişe memurlarının hafta izinleri, resmi tatillerle kullanılan izinler diye bir hakkı yoktur. Çünkü gişeler 24 saat hizmet vermektedir.
            -Gişe memurlarının ünvanda yükselebilmelerinin önü tıkalıdır.

Demiryollarında yöneticilerin % 1’i kadındır


            Gerek  sistem, gerekse de mesleğe olan bakış açısı, kadınların yönetime katılma hakkını engellemektedir. Demiryollarında kadınların %1’i yönetici konumundadır derken, bu genel müdürlük düzeyinde algılanmamalıdır. Orta düzey yöneticilere, hatta işyeri amirlerine kadar inen bir dağılımın oranıdır %1!  Örneklemek gerekirse; 149 yıllık bir geçmişe sahip demiryollarının hiçbir zaman kadın genel müdürü olmamış, 149 yıllık dilimde sadece 1 kadın genel müdür yardımcısı olmuştur. Zaten yönetimlerde yer alan bürokratlardan; “kadınlar yüzünden demiryollarının gelişmediğini”  düşünen yoz zihniyete sahip kişiler bile vardır.
Ekim 1999’da, Genel Müdürlük düzeyinde yapılan bir toplantıda, bir bölge müdürü, içlerinde kadınların da yer aldığı tüm katılımcıların yüzüne baka baka; “demiryolları kadınlar yüzünden gelişmiyor, demiryolculuk erkek mesleğidir” diyebilecek kadar ileri gidebilmiştir.

Kurumdaki kadın çalışanlar bile yer yer mesleki ayırımcılığı kabullenmektedirler


Dünyanın bir çok ülkesindeki demiryolu sektöründe kadınlar; makinistlik, manevracılık, tren şefliği, hareket memurluğu  vb. gibi ağır fiziki iş koşulları olan hizmetlerde yer alır ve bu hizmetleri layığıyla yerine getirirken, ülkemizde bu gerçeklik “anormal” olarak algılanmakta, “erkek işi” olarak görülmektedir. Kurumumuzdaki  kadın çalışanlardan böyle düşünenler de mevcuttur. Toplusözleşme veya toplugörüşme taslakları hazırlıklarımızda, “demiryollarında cinsiyete dayalı meslek ayırımcılığı kaldırılsın” taleplerimize tepki gösteren kadın çalışanlar da olmuştur...
Kadına aşağılayıcı şekilde davranma, taciz etme, nezaket adı altında zayıf varlık muamelesi yapılma gibi davranışlar yer yer aleni,  yer yer gizli olarak yapılmaktadır.
%7’lik bir orana sahip, erkek egemen kültürün iliğine kadar işlediği kurumumuzda; kadın çalışanlara kötü gözle bakma gizli ama yoğun olarak yaşanmaktadır. Gerçi, demokrasi ve sendikal haklar mücadelesine gönül veren kadın emekçiler sayesinde, bu bakış açısı bir nebze olsun kırılabilmiştir. Ancak halen devam etmektedir.
Taciz vakalarına da sık sık rastlanmakta ve kadın çalışanlar zor durumda bırakılmaktadır. Bu saldırılar ille kadınlar hakkında yapılan karalama ve dedikodular yüzünden işyeri değiştirmek zorunda kalan, hatta işten ayrılmak zorunda kalan, hayat düzeni bozulan, psikolojik yıkıntıya uğrayan kadın çalışanlar olmuştur-olmaktadır.
Kurumumuzda eğitim düzeyinin çok düşük olmasını arkasına alan erkek egemen yoz kültür, “kadınlara zayıf-erkeklere üstün varlık” olarak davranma mantığını resmi uygulamalarında da göstermektedir.
AKP Hükümeti döneminde atanan yöneticilerin görev yaptığı TCDD Genel Müdürlüğü bir emir çıkartarak; eş durumundan nakillerde erkek çalışanın öncelikle baz alınacağını ve imkanlar dahilinde kadının erkek eşinin yanına naklinin yapılacağını emirlemiştir. Bir önceki Hükümet dönemindeki başka bir uygulamada da, “Ocak-töre kurallarını” çağrıştıran bir emirle; “kadının elinin nasıl sıkılacağının” tarifini yapan aşağılayıcı emirler çıkartılmıştır.
Bağlı bulunduğumuz ulaşım sektöründe kadına yönelik şiddet olayları da yaşanmış ve Trabzon Devlet Hava Meydanları İşletmelerinde çalışan bir kadın sendika üyemize, üst amiri(erkek) tokat atmak suretiyle saldırıda bulunmuş, ancak egemen mantıkla arkadaşımız haksız yere  Antalya’ya sürgün edilmiştir.


           
Kadın çalışanlar baskıya maruz kalmaktadır


İşyerlerinde görev ve sorumluluklarının bilincinde son derece disiplinli olarak çalışan kadınlar, sırf cinsiyetlerinden dolayı bir türlü erkek amirlere yaranamamakta, ya giyim tarzından, ya saç şeklinden veya oturuş şeklinden sicilleri bozulmakta ücretleri düşürülmektedir. Özellikle sendikal mücadele içerisinde aktif olarak yer alan kadınlar işveren tarafından özel takibe alınmakta, mesaiye gidiş gelişlerinden, giyimlerine, işyerinde arkadaşlarına davranışlarından, çalışma şekillerine, veya kimlerin yanına gittiklerine neler konuştuklarına dair ağır baskı altında tutulmaktadırlar.


           
Kadınların sağlıklı çalışma ortamlarının olması engellenmektedir


            Demiryollarında verilen mücadele sonucu yıllar önce elde edilen kreş hakkı bugün tırpanlanmaya çalışılmakta, kreşler özel sektöre devredilmek üzere hazırlanmaktadır.
            Çalışılan işyerlerinde emzirme odası bulunmamakta, süt iznini kullanmak isteyen kadınlar değişik şekillerde engellenmeye çalışılmaktadır. Ülkemizdeki diğer işkollarında çalışan kadınlar gibi işkolumuzda da doğum öncesi ve doğum sonrası izinler İLO’nun belirlediği asgari standardın bile altındadır..

Özelleştirme saldırısında en büyük kıyımı da kadın çalışanlar yaşamaktadır/yaşayacaktır


Anlatımlarımızda da anlaşılacağı üzere; erkek işi olarak algılanan, cinsiyet ayrımcılığının had safhada olduğu bir sektörde, iş güvencesiz bir ortam olduğu taktirde ilk işten atılmaları yaşayacak olan kadın çalışanlar olacaktır. Yeni personel alımları olmadığı için kadın çalışan sayısı da her geçen gün düşmektedir.

 

<< Önceki Sayfa
a